9 Eylül 2008 Salı

Kendi Kaleminden METİN OKTAY!


"Sarı-kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım.Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim.Bence Galatasaraylılık din gibi,mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır.Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım."

"Fenerbahce 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün mutluluktan uçuyordum..."

"Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım.Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım.Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde 'Allah'ım sen bacaklarımı koru' diye dua ederdim."

"Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane metin vardı... Galatasaray'daki bu metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. sonra da bana haber verdiler,gittim hepsini kucakladım."

"Fenerbahce'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu.Hikayesi ise şöyledir ;Fenerbahce ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig'in ilk final maçının önemi çok büyüktü. futbol federasyonu bu kritik maça yugoslavya'dan hakem getirmişti. tansiyon yüksekti.Maçtan bir gece önce Çınar otelde yugoslav hakemin üç fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul'da kıyamet koptu. Galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu:'maç Çınar otel'de masa başında satıldı...yugoslav hakem fenerbahce'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..' bunun üzerine Galatasaray kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. hakem şaşırmıştı. ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'ne olur galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.'

Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959... dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... oyun hızlı başlamıştı. maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık... turgay uzun bir degaj yaptı. boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. topa kaleci Özcan arkoç ile birlikte yükseldik. Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. Çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı. o anda fenerbahce tribünleri benim Özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. o çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. suçlu olmamama rağmen utanmıştım. o sırada yanıma fenerbahçeli nazi erdem ve basri dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı...

Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi.Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim.Acıyla tekmeyi vurana baktım.Bana vuran,kendine fenerbahce'de yer edinmeye çalışan Avni idi. o acıyla ben de Avni'ye bir yumruk attım.Yumruğu Avni'nin suratına indirince saha karıştı.Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç,Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. o kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili yugoslav hakeme kızıyorlardı. aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi.O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum.Sahadan çıkmadan önce gidip fenerbahçe tribünü önünde çakıldım.Ben gidince onlar da şaşırdı.Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar.Durdum.Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.

Ortalık sakinleşmişti.Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat,Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdan tutup 'Dur,hakem kararını değiştirdi galiba" dediler.

Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti.Karar değişince fenerbahçeli futbolcular kahroldular.

Bundan sonra yüz binleri ağlatan tek golü ben atacaktım.37.dakikada ağları parçalayan bazukayı fenerbahce kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an...

Nuri bir pas atmıştı,sola doğru kaçtım.Osman hızla üzerime geldi,onu atlatmak benim için zor olmadı.Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim.En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı.Fakat ondan da sıyrıldım.Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım.Bu bir an meselesiydi. bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum.Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı.Buna rağmen top hızla kaleye girdi.İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. tribünlerden 'cim bom bom..." sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. maçtan sonra fenerbahce'nin eski kaptanlarında fikret arıcan 'vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir'di...ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...' diyordu . "

"Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. gülüp geçmiştim bu komik sözlere. ben nasıl aç susuz yaşardım ki? futbol benim dünyamdı. topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. nasıl bırakırım Galatasaray'ı? evet İzmir'i eşim kadar severim. ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var.
O aralar bizim rusya seyahatimiz vardı. eşim oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. benim adımı ve imzamı kullanarak, beden terbiyesi genel müdürlüğüne bir mektup götürmüş...gazetecilere de 'metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... aman yarabbim... böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve 'peki efendim' demiş. 'mektubu hemen ankara'ya yolluyorum...'
bu mektubu ciddi zanneden galatasaraylıları bir telaş almış. ben rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. bunu duyunca oya İzmir'den feryadı basmış ' metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak '
haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım. ve şu mesajı ilettim :

'Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz.İzmir'i, eşim oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.'
ama oya, topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. olacak iş mi? o eşyaların bir çoğunu evlenirken galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. ne derdim galatasaraylı taraftarlara ben ?Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. nihayet yeşilköy'e inmiştik. ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. ama galatasaraylılar da korumaya.

Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak,ben mi? ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı. ve rüçhan atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. kayınvaldem 'buraya galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. bir basın toplantısı düzenleyerek 'ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum.Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile...


Bugünlerde en büyük aşklar bile böyle yaşanmıyor!

Profesyonelliğe Karşı METİN OKTAY!!!

8 Eylül 2008 Pazartesi

İLK MAÇ


Fatih Karagümrük:1-Lüleburgazspor:2

Haftaya pazar kendi evimizde Küçükköy ile oynayacağız!

trakyAteşi pazar sezonu açıyorrrrr!

FM 2009

Çok sevdiğimiz oyun yakında çıkıyor ama yakışmış mı ya?

Commondante'yi alet etmek yakışmış mı?

Hayata Böyle Lezzetler Lazım

7 Eylül 2008 Pazar

göz Nur'u



Nur Fettahoğlu

Aşk-ı Memnu'da Peyker rolündedir efendim.

F.D

ne konuşuyor bu insanlar!
ne kadar uzak kelimeler anlamdan..
aynama bir yabancı sızmış,
bakıyor bana uzaktan..
sensizlikten kalan en acı gerçeğim hiçliğim!
ucuz basit ve sıradan.
pazara çıkmış gibi sanki ipliğim.
hayat beni unutsa da sen unutma..
adımı unutacak kadar kaybettim kendimi,
olsun..
beni unutma..beni unutma..
bir uçurumun en ucundayım!
o kadar yokum ki görmüyorlar..
kalbim susmuşlar yeri,
kuşlar korkup kaçmıyorlar..

6 Eylül 2008 Cumartesi

Tavsiye

Tuncay vurursa gol olur!


Ermenistan'ın 5.dakkadan itibaren söylendiği gibi bir takım (hızlı bir ekip gençlerden kurulu ve sert oynayan) olmadığı ortaya çıkmışken; Terim oyun planında Tuncay'ı ortasahaya çekmiş ilerde semihle mevlütü kendi kaderlerine terk etmiş. Tuncay Boro'da forvet oyanamıyor mu? Peki ortasahada ne işi var 55 dakika? O da ne işi olduğunu anlamamış olacak ki, 55 dakika saçma sapan işler yaptı. Ne zamanki asıl yerine geçti, gol de geldi!


Terim'i anlamak mümkün değil. Ortasaha havuzu bu kadar geniş bir ulusal takımda bir forvet oyuncusundan ortasaha yaratsın... Bir de şanslı diyorlar diye kızmış, o zaman daha çok kızacak desene...

Gökhan gönül'e 10 üzerinden 4 yazardım ama galibiyet nedeniyle 5 yazıyorum zorunlu olarak! ve Marco'ya gelirsek; iyiki varsın! hep böyle kal... kal ki birileri iki yönlü ortasaha oyuncusu nasıl olurmuş görsün Türkiye'de. belki yeni yetişen gençler seni örnek seçerler kendilerine!

Çarşamba Belçika maçını merakla bekliyorum. bakalım Terim şapkasından neler çıkartacak acaba?



ustadan...

bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur
ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin..
iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.
bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz.
sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir.
ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın
.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta.
sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
bir insan eksik yaşıyorsa,
ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
hayatı ıskalama lüksün yok senin.
onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
"acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu.
hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?
kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.
yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;
yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
elbet bitecek güneşe hasret günler.
ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....

Nazım Hikmet

Naz'ın sitemin belli değil..



for comche!

Yelena Isinbayeva



for tierra

4 Eylül 2008 Perşembe

Tu Es Partout *


nous nous aimions bien tendrement
comme s'aiment tous les amants
et puis un jour tu m'as quittée
depuis je suis désespérée
je te vois partout dans le ciel
je te vois partout sur la terre
tu es ma joie et mon soleil
ma nuit, mes jours, mes aubes claires

tu es partout car tu es dans mon coeur
tu es partout car tu es mon bonheur
toutes les choses qui sont autour de moi
même la vie ne représente que toi
des fois je rêve que je suis dans tes bras
et qu'à l'oreille tu me parles tout bas
tu dis des choses qui font fermer les yeux
et moi je trouve ça merveilleux

peut-être un jour tu reviendras
je sais que mon coeur t'attendras
tu ne pourras pas oublier
les jours que nous avons passés
mes yeux te cherchent sans arrêt
ecoute bien mon coeur t'appelle
nous pourrons si bien nous aimer
tu verras la vie sera belle...

tu es partout car tu es dans mon coeur
tu es partout car tu es mon bonheur
toutes les choses qui sont autour de moi
même la vie ne represente que toi
des fois je rêve que je suis dans tes bras
et qu'à l'oreille tu me parles tout bas
tu dis des choses qui font fermer les yeux
et moi je trouve ça merveilleux...

*: Heryerdesin

2 Eylül 2008 Salı

Aslı Tandoğan


For ComChe!

Ne kaldı ki?

Bir gece çok güzelken...

Hiçbirşey yokmuş gibi geri dönüyorum
hayattan vazgeçermiş gibi geri dönüyorum
herşeyden herkesden kaçarmış gibi geri dönüyorum
hayata bakıp sonunu görüp memnun kalmamış gibi geri dönüyorum
aşkı yırtıp atarmış gibi geri dönüyorum
son nefesten önce bir mola verirmiş gibi geri dönüyorum
ne önce sola sonra sağa ne de tekrar sola bakmadan geri dönüyorum
geride bir tek ben kalmasam bile geri dönüyorum.
buna rağmen bunca şeye rağmen
sana dönüyorum
sadece sana dönüyorum!
çok özlüyorum!

22 Ağustos 2008 Cuma

bir kadın çizeceksin blanka...


"bir gün gelecek göstereceksin kendini, sevgini, neler istediğini

simdilik alacaksın eline kalemi, kusacak dökeceksin nefretini

çıkacaksın kabuğundan,bunalımdan kurtaracaksın kendini

ona göre yaşamayı bırakıp döneceksin gerçeklere"


bu şarkıyı sana gönderiyorum blanka...

ZENGİNİN MAL' I

artık her şeyi yorumluyor efendim durduramıyoruz... onun yüzünden güzelim basket maçlarını, çekişmeli voleybol maçlarını izleyemedik. (futbola sıra gelmedi allahtan çok fazla yorumcu var da şimdilik sıyırıyoruz) neden izleyemiyoruz? çünkü saçmalıyor efendim...en kibar lafı buldum... yoksa neler söylerdim bilemiyorum...

bir deyim vardır: "zenginin mal'ı züğürdün çenesini yorarmış". müsadenizle değiştiriyorum: "zenginin mal'ı spor yorumunun içine eder!"

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Yolun Açık Olsun Amerikalı!




Aralıkta görüşmek üzere...
Yaralar henüz açıkken,oluk oluk kan akıyorken yazmak istedim.

Ben ölmekten bile korkmazdım.Seni tanıdıktan sonra ölümden sadece senden ayrılacağım için korkar oldum. Ama sen ne yaptın?

Olmadı....
Yakışmadı...

10 Ağustos 2008 Pazar

Alenen Şiir!

kaan dobra'nın takıma yeni geldiği günlerdi aşkım
off ne alakası var şimdi deyip
dinlememezlik etme, dinle bi kere.
kaan dobra takıma yeni gelmişti.
yalan söylemiyim sanırım antep maçıydı.
maç neredeyse bitmiş.
skor kesindi..
hoca maçın 89. dakikasında oyuna aldı kaan'ı
sahada herkes çok yorgundu.
bi tek kaan, civelek gibi koşuyordu sağa sola.
ben de dahil herkes güler gibi bakıyordu kaan'a.
aa kerize bak aa enerjike bak diye.
ama hoca beğendi kaan'ın performansını
diğer maçta daha çok yer verdi.
bir diğer maçta daha bi çok.
ve bugün kaan dobra, kaan dobraysa
o 89. dakika yüzündendir.
şimdi gelelim sadede.
ben de ilişkimizi kurtarmak için
89. dakikada oyuna girmiş bir oyuncu gibi
koşuyorum, çırpınıyorum.
gör performansımı diye.
sev beni diye...

Umut Sarıkaya!

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Olmaktan korktuğum yerdeyim!!!
Sendeyim!!!

8 Temmuz 2008 Salı

TERLİKSİ HAYVAN



İKİSİNİN KARIŞIMI BİR ŞEY...

7 Temmuz 2008 Pazartesi


Başımız Sağolsun...

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Şairimden!

Daha nen olayım isterdin
Onursuzunum senin.
c.süreya

1 Temmuz 2008 Salı

İm-para-tor!!!



Fethedilecek başka toprak mı kalmadı ? 2010 'da da bırakıcam de, herkesi taklaya getir...yakışır sana...

29 Haziran 2008 Pazar

Enez...



Bir yıl boyunca gitme zamanının gelmesini beklediğim yere gidiyorum! Enez'e! Tatilden çok, kendimi toplamaya, kendimi dinlemeye gidiyorum! Çok fazla dağıtmayın aman buraları! Biliyorum alkol alan insanlarsınız!

Yeter ki gelsin!



biri bana gelsin, o da sensin,
beni kırmış olsan da..
ikimiz de aşık, bir tek farkla;
benimki senden biraz fazla.

şiirli bir öykü

ölüm bir skandal olacak
acemi hayatımızda


“Haydi bir gol daha atalım…” dediğinde Şevki Kaptan,yüzüne baktım.terden ve hırstan kısılmış gözleri, inanmış adamlardaki gibi kocaman olmuştu.
“Bakma suratıma aval aval! Bir gol daha lazım!”
Gücüm yoktu ve oynadığım kanattan akın üstüne akın yapıyorduk. “Sağ kanada atın biraz da dinleneyim ” diyebildim güçlükle… “neyin var oğlum senin bugün? Neyim yok ki kaptan. Sen yediğimiz golü çıkarmak için bize haydi bir gol daha atalım diyorsun ya, ben dün gece yediğimiz golü –ben ve kasabadaki herkes- hayatta çıkaramam!
Gördüm cinayeti dün gece kasabanın ırmağında ve tek görgü tanığı benim bu karabasanın…

şimdi kasabanın tek ırmağına
karanlık bir yağmur gibi
cinayet yağıyor ve kara
kara boğuluyor coğrafya


Adamı bitirdiler kaptan! Gözlerini bile kırpmadan bir hayatı sürdürmüş ve kurşunu yediği ana kadar olan hayatını bitirdiler…
“hadi bitirici vuruşlar istiyorum sizden!”
Kulübeye bakıyorum beni değiştirirler mi diye ancak ben bu kasabanın ‘tarih yazmış’ tek takımının gelecek vaat eden topçusuyum. Böylesine önemli bir maçtan çıkmak istemek, kasabanın ikinci cinayetine sebep olur. Ama kasaba ilk cinayeti bilmiyor çünkü adamı ırmağa attılar.Kanlı ceketini de yaktılar…
Kaçmaya karar verdim ve bana atılan pasları uzun vuruşlarla ceza sahasına ortalıyorum.çok sürmez anlaşılır kaçtığım. Yakalandığım da ise tribünlerde oturan amcam: “Kes be tıraşı,topunu oyna!” diye bağırır.
Onu arıyorum ve bizim yedek kulübesinin hemen üstünde buluyorum. Başında eğreti duran beresi ile bana bakıyor. Sinirli olduğu her halinden belli: “seni babana karşı, bunun için mi savundum” der gibi. Ve eski günlerini hatırlayıp içten içe çürüyor.
Babam bir keresinde: “ikinizin de ömrünü bu top yedi! Eşşek kafalılar.” demişti. Haklı mıydı? Ben gelecek vaat ediyodum ve amcam geçmişini bir gölge gibi önüme sürüyordu.Ve ikimiz de dikiş tutturamıyorduk böylece…

ömür ki benim neyim
ve kimin uzaklığı olarak
dolaşıyor yanımda
ben mi onun gölgesiyim


Amcamdan bakışlarımı kaçırırken biz de bir gol kaçırdık! Süre azalıyor ve beş dakikadır işleyen sağ kanadımız cinayeti bilmeden topunu oynuyor. Şevki Kaptan’ı arıyorum. Bizim yarı sahanın ortalarında, topu kaleciden istiyor. Top kendisine gelince,tam atağı sağ kanada döndürecekken bağırıyorum: “Kaptan,bana at!”
Şık bir pasla topla buluştum şimdi. “Haydi oğlum” diyorum kendime. Süratleniyorum.Karşıma gelen rakip takımın sağ açığını vucüt çalımıyla geçiyorum.Peşimi bırakmıyor namussuz ondan kurtulmalıyım. Tam bu sırada saha içinde rakibim,saha dışında sıkı arkadaşım Ayı Necati üzerime üzerime geliyor. Ya ben topla geçicem ya da o beni sahadan silecek biliyorum. Saniyeler içinde kararımı verip, topu soluma çekiyorum.ardından hemen sağa atlıyorum. Sol ayağımdaki topa hamle yapmak isteyen Necati ile arkamdaki sağ açık çarpışıyorlar.
Artık önüm açık bu golü yapıp,işi bitireceğim ve kasabanın üzerimde –dün gecedan beri- taşıdığım cinayetini herkese haykıracağım.
Kaleciyle karşı karşıyayım, topu köşeye gönderiyorum ve gol!

Kasaba kendini alkışlamaktan yıkılacak gibiydi

Davullar çalmaya başladı ve sevinçten herkes birbirine girmiş. (klarnetçi ragıp’ı arıyorum tribünde ama göremiyorum) amcam ayakta tebrikleri kabul ediyor. Beresini çıkarıp beni tebrik ediyor uzaktan. Takım arkadaşlarımın üzerime atlayıp beni devirmelerine ramak kala onlardan sıyrılıp, köşe gönderinde elinde telsizle duran başkomisere doğru yürüyorum. Maç umrumda değil artık!
“dün geceki cinayeti gördüm” diyorum başkomisere…
“ne diyorsun sen evladım?” “ırmakta bir ceset olmalı göğsünden vurulmuş,ceketsiz olacak. Gidin görün!” şaşırması gerekirken yinelememle birlikte gözlerime iyice bakıp, olanları anlıyor. Dehşete kapılmış bir halde yüzüme bakıyor. Soru işaretleri dolaşıyor yüzünde. Bu sırada hakemin düdüğünü işitiyorum. Beni oyun alanına geri çağırıyor. Sabırsız ve inatçı bir düdük…
Başkomiser bir şey söylemiyor. Ama soruda sormuyor. Yüzüne bakıyorum.düdük ötüyor.yüzüne iyice bakıyorum.düdük gene ötüyor. En sonunda kekeleyerek: “unut o işi!” diyor.
Unutayım mı? Ne söylüyorsun be adam! Cinayeti gördüm diyorum sana…
Hiçbir şey anlamıyorum. Cinayeti ihbar ettiğim devletin polisi, “cinayeti unut” diyor. Neler oluyor bu kasabada?
Hakem koşarak yanıma geliyor. Artık sabırsız ve inatçı bir düdük değil,baştan aşağıya sinirli bir düdük: “ne yapıyorsun burada,oyuna geri dön yoksa kartı yersin!” diyor. oyuna geri dönmek istemiyorum. Ama ne başkomiser ne hakem,ikisi de beni dinlemiyor.
Şevki Kaptan yanıma gelerek beni sahanın içine sürüklüyor. (üst lige çıkma maçlarında oynayamazsam diye korkusundan…) başkomiser maçın bitmesine az kaldığından ve benden de kaçmak için şeref tribünün önüne doğru yürüyor.
Saha kenarındaki davullar zurnalar sustu ama benim içimdeki davullar bir türlü susmuyor. Cinayeti yeşil çimlerde örtbas ediyoruz bütün kasaba… amcama bakıyorum ve onun da cinayeti bildiğini farkediyorum. Çaresiz bir yüz…
Ve anlıyorum cinayeti bu kasabadaki herkes biliyor ve susuyor. Ölüm bir skandal oluyor böylece acemi hayatlarımızda…

not: bu öykü haydar ergülen'in "ölüm bir skandal(merkez kitaplar)" adlı şiir kitabındaki bazı şiir parçalarından alıntılarla yazılmıştır. (alıntılar italiktir) hem bir hayat öyküsü hem bir futbol öyküsü ve aslında hiç bitmeyen bir öyküdür... eleştiren olursa ya da bir şeyler eklemek isteyen,yorumlarda buluşalım...

28 Haziran 2008 Cumartesi

Tierra del fuego...

Ben bu blogu açarken, ben ve kendi arkadaşlarım kendini biraz olsun burada anlatsın, içinden geçenleri paylaşsın, Burgazımızı burada konuşalım istemiştim!
İşte bunun için Tierra'ya çok teşekkür ediyorum!
Yaşa!!! Varol!!!

26 Haziran 2008 Perşembe

fasulyenin faydaları

teknik olarak en kötü olduğumuz turnuvada yarı finalist olarak dönüyoruz. bu kimin eseri? terimin mi? hayır!!! orada kimi yüreği için kimi piyasa yapmak için(kahrolsun adam smith) oynayan topçuların eseri... bu o kadar belli ki, terim "ben gidiyorum"diye 5 dakika sonra beyanat veriyorsa ve bu canlı yayında spota çıkıyorsa diyecek sözünüz olmaz!!! sizin antrenörünüz profesyonel olacak ki, siz de profesyonel olacaksınız!!! ey türk topçusu! senin antrenörün bile profesyonel olamıyor hala. (ki bu adam uefa kupasını almış, 4 sene galatasaray'ı üst üste 4 kez şampiyon yapmış, fiorentine'da,ac milan'da takılmış bi adamsa...) sen de profesyonel olmayabilirsin pek ala... dünyanın hangi yerinde vardır sorsak! böyle bir üst düzey maçın ardından senin antrenörün ben yokum dye 5 dakika sonra yokum diye mesaj versin üstüne üstlük türkiye'de takım çalıştırmam diye eklesin! pes doğrusu... ben seri b'de takım patronu olsam bu adamı kapıcı yapmam! neden? çünkü başarı profesyonellik getirmemiştir! (he profesyonellikten kastın ne dersen tartışırız... bu yazan kulunuz amatör futbolu daha çok sever ama o ayrı bi konu) hala adanalı terim, hala poz... oysa sırf senin inadından bugün 3 yedeğimiz vardı kenarda...çağırdığın 3-4 adamın tek maçlık adamalar olduğunu bile bile lades dedin ve kaybettin!!! madem kapıyı seri b'den açtınız! sizi adana demirspor'a alalım...

Başın öne eğilmesin!...

"Soccer is a game for 22 people that run around‚ play the ball‚ and one referee who makes a slew of mistakes‚ and in the end Germany always wins."

Gary Lineker .


zoban ustanın da söylediği gibi;

O zaman senin de allah belanı versin Lineker!!!

25 Haziran 2008 Çarşamba

Süperman Süperman Olmak Lazım Bazen!...




by karakavak!!!

maç sonu edit:
ALINLARINIZDAN ÖPÜYORUZ!...

24 Haziran 2008 Salı

Arshavin-Kozhlov!...




Burgaz'da Türkiye-Rusya maçını izlediğimde bu 10numara kime benziyor diye merak etmiştim, bu turnuvada buldum!!!

Eğer Arshavin bu turnuvada bu kadar ünlendiyse eğer Rusya futbolunu sağlam scoutlar takip ediyor ise Alexander Kozhlov adını duymamız için önümüzde altı üstü birkaç sene vardır!...

21 Haziran 2008 Cumartesi

Şişşştttt!...

Vururken Semih, gol olurken Şentürk!


Batistuta'nınkinden bile fena oldu!

Biliç efendiye geldi!

Bi kere o eli indir!...

Yoksa indirmesini bilirler!
Kulağa küpe takmakla, gitar çalmakla hoca olunmuyor!
Hele adam hiç olunmuyor efendi!
Senin için geliyor sıradaki posttaki fotoğraf!

Çekirdekçiler


Maç başlamadan insan ne hazırlar keyfine? Birkaç bira,sevdiği arkadaşlar,birkaç dua,her an gol yenebileceğini bilerek birkaç küfür… ama insanoğlu işte bir de kiritik maçlar öncesi kendine uğur hazırlar! Bu maçın uğuru da (yine)çekirdek oldu!
Çekirdek kelimesi stadlarda hoş karşılanmaz oysa. Bağırmayan,sürekli mızmızlanan taraftarlar için söylenir! “çekirdekçiler…” ama evdeyseniz ve sinirlerinize hakim olmak istiyorsanız çok ihtiyacınız vardır elinizi ya da dilinizi oyalayacak bir şeye… hem seyrettiğiniz milli takım kendisi çekirdek yemiş gibi çıkmışsa sahaya... yandan artist bir teknik adam sürekli kendini çeken kamerayı bildiğinden daha 5.dakikada ceketi çıkarıp ve de malı mülkü satıp savıp şova başlamışsa…
Taktik? Hangi taktik? Var mı öyle bir şey? Yok peki bu nasıl oluyor da yarı finale çıkıyoruz? Belki inanç belki futbol ilahları… ama tek bir şey var söylenecek… biz kendimizi yeniyoruz her seferinde! Futbol pasa dayalı basit bir oyun demişler. Katılıyorum ve ekliyorum! Futbol pasa dayalı basit bir oyundur ve siz doğru yere doğru zamanda atarsanız GOL olur!
Son söz: “gerçekçi ol imkansızı iste!” (öyle hala avrupa avrupa duy sesimizi diye yırtınma çünkü avrupa seni attila’dan beri biliyor. Kasma kendini rahat ol. Tam Türk işi…)

Semi final



20 Haziran 2008 Cuma

Bi daha...


Geçen maçı izlerken çok şey söyleyebilirdik ama bu akşam tıpkı yıllar önce Burgaz'da yaptığımız gibi yapıcaz!

Sen oyna Arda! Sen oyna

15 Haziran 2008 Pazar

İzmir bilir ya...



Göztepe 83 yaşında...
Nice yıllara...
Elbet döneceksiniz kuytu köşelerden!...

10 Haziran 2008 Salı

DAYAN KOCA ADAM DAYAN!!!


Ah be koca adamım bunu da mı yapacaktın bana, gözyaşları içinde bana yazılar da mı yazdıracaktın. Oysa ki biz seninle hayata gider yapmayı, zorluklara, hayatın kahpeliklerine, tüm şerefsizliklere hareket çekerek sevdik bu hayatı..

Ama sen koca adam bana yamuk yapıosun. Biz böle değildik. Daha yapacak çok şeyimiz vardı. İtalya'ya gidecez daha inter-milan maçına, Karşı tarafta UEFA finali seyredecez, cümle alem bizi yine manitasıyla oturanlara yan masadan ketçap göndermelerimizle, yaptığımız fırlamalıklarla anacak. Tv'de Avrupa ligini seyrederken rakıyı yine beraber içecez, Akşam sohbetlerinde yine Türkiye'i kurtarcaz yine komplo teorilerimiz olacak. İzmir-İstanbul arası yine mesafe olmaktan çıkacak. Yine acılarımızı mutluluklarımız beraber yaşayacağız. Evdekilerden gizli tribün kovalıcaz. Göz-Göz tezahuratı yapmaya devam edecez. BİZİ YARI YOLDA BIRAKMAYA HAKKIN YOK be koca adam..

Dün bana telefonda sölediklerin rüyalarıma girmeye başladı. Sikerler öyle kanseri de lösemiyi de. Bu kadar güçsü değiliz be koca adam. Yenecez bunu da. Biz beraber neleri atlatmadık ki bunu atlatamayalım. Müge attığı mesaj da 'O artık koca adam değil iyice zayıfladı' demiş. Olsun ulan sen yine koca adamsın. Eninde sonunda yine alırız o kiloları. Hep yaptığımız şey değil miydi yer, içer, sıçmayız yine şişeriz be.

Ah koca adam kelimelerimi bile bitirdin ya. Yazacak bişi bulamıyorum sana. Aslında çok şey var anlatılacak, sölenicek, yazılacak ama kuruyorum, susuyorum, boğazımda düğümleniyor kelimeler. İki damla gözyaşım ve ben varım sadece. Sakın yamuk yapma be Koca adam...

by Patriot

DAYAN KOCA ADAM DAYAN!!!

Ben senin daha çok üstüne atlayıp montunu yırtıcam...
Sipahi daha çok ne mutlu çekicek...


DAYAN KOCA ADAM DAYAN!!!

Hayırlı Olsun Başkan

.
Lüleburgaz'da 2. Aslan dönemi
10 Haziran 2008 Salı 10:25
Lüleburgazspor'un olağanüstü genel kurul toplantısında, kulüp başkanlığına Siyami Aslan yeniden seçildi.
TFF 3. Lig takımlarından Lüleburgazspor'un olağanüstü genel kurul toplantısında, kulüp başkanlığına Siyami Aslan yeniden seçildi. Belediye Meclisi salonunda yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında faaliyet ve gelir-gider raporlarının okunarak ibra edilmesinden sonra, seçimlere geçildi. Tek listeyle gidilen seçimde başkanlığa Siyami Aslan yeniden seçildi. Lüleburgazspor Kulübü Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Cemal Bektaş, Raif Çobanoğlu, Hakan Deniz, Ahmet Zeki Kılavuz, Turan Gülaçar, Cevat Diril, Abdurrahman Gürkan, İsmail Kırılmaz, Teoman Durukan, Selahattin Tiryaki, Nihat Bulutçu, Hakan Yüzer, Haluk Uras ve Solmaz Doğan.

Heather...Joker...


Hiç bir Joker sana benzeyemez Heather...

Dark Knight!

8 Haziran 2008 Pazar

Campeones...


4 oldu! 3'ü en büyük rakibine karşı!
Back to back champion RAFAEL NADAL!

Nadal vs Federer



Her Grand Slam'in beklenen finali bugün saat 16:00'da!

Canlı yayın: TRT 3

Şampiyon Ivanovic...


Fransa Açık Tenis Turnuvası'nda tek bayanlarda şampiyonluğu Sırp raket Ana Ivanovic kazandı. 20 yaşındaki Ivanovic, finalde Rus Dinara Safina'yı set vermeden mağlup etti.

7 Haziran 2008 Cumartesi

Başkan Bıraktı...

Lüleburgazspor Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Siyami Aslan, Lüleburgazspor’da görevini tamamladığına inandığını belirterek, “Aday değilim. Ancak, Lüleburgazspor’un her zaman yanındayım” dedi.
Yeşil-kırmızılı camiada genel kurul için geri sayım sürerken, Görünüm’e çarpıcı açıklamalarda bulunan Aslan, kulüp yöneticiliğinin çok büyük özveri isteyen bir Iş olduğunun altını çizerek, Lüleburgazspor’un kritik günlerine denk geldiği için ağır kalp ameliyatı geçiren babasının dahi yanında bulunamadığına dikkat çekti. Yoğun tempo yüzünden ailesi ve özel işlerine de gerekli zamanı ayıramadığını anlatan Aslan, Lüleburgazspor sevgisinin lafla olamayacağını belirterek, “Liglerin bitimine 6 hata kala babam büyük kalp ameliyatı geçirdi. Ancak, O’nu ihmal ettim ve kendisiyle ile ilgilenemedim. Yanında olamadım. Bu yüzden kendisinden özür diiyorum” dedi.

“Bu yıl zor olacak”
Lüleburgazspor için önümüzdeki sezonun çok daha zor olacağını kaydeden Aslan, şöyle devam etti:
“Bu yıl çok daha zor olacak. Çünkü bütün takımların maddi imkanları bizden çok daha fazla. Diğer takımlar daha şimdiden transfer işlerini çözmüş durumda. Liglerde yer almak çok ciddi rakamlar gerektiriyor.”
“Birlik-beraberlik gerek”
Başkan Aslan, açıklamasında birlik ve beraberliğin olmadığı bir kulübün başarılı olamayacağına inandığını belirterek, bu işin bir-iki kişinin gayretleri ile yürütülemeyeceğini, kulübü tüm kentin kucaklamasının gerekli olduğunu söyledi.
Lüleburgazspor’da geçen yıl için bunu söylemenin pek mümkün olamayacağını belirten diye konuştu.

Kimseye kırgın değilim
Lüleburgazspor Kulübü Başkanı Aslman, görevde bulunduğu süre içerisinde kimseye kırgın ve dargın olmadığını da söyledi.
Kendilerine yöneltilen eleştirileri de Lüleburgazspor’un geleceğine yönelik yapıcı eleştiriler olarak dikkate aldığını anlatan Aslan, “Bu yüzden kimseye kırgın değilim. Bu eleştirilere hep olumlu gözle baktık ve hepsini dikkate aldık ve tüm bunların Lülebrgazspor’a faydalı olduğuna inandık” diye konuştu.
“Tesis bırakacağım”
Lüleburgazspor’a tesis kazandırılması konusunda büyük çaba sarfettiğini belirten Aslan, bunun meyvelerinin kısa süre içerisinde alınacağını bildirdi.
Önceki gün İstanbul Grand Cevahir Otel’de gerçekleşen “Türk Sporu Sponsoruyla Buluşuyor” Kongrsi’ne katıldığını ve burada Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay ile bir araya geldiğini belirten Aslan, “Sayın Atalay’dan Turgutbey projesi için söz aldım. Sayın Milletvekilimizin de destekleriyle Lüleburgazspor’un antrenmanlarını gerçeleştireceği bu projeyi önümüzde hafta içerisinde onaylattıracağız. Bu proje sayesinde Lüleburgazspor daha şartlarda çalışma olanağına kavuşacak. Bunun yanında Halı Saha Projemiz de sürüyor. 3 Haziran tarihinde bu projenin de ödeneği çıkacak. Böylelikle Lüleburgazspor önemli bir gelir kapısına kavuşacak. Bu da iş başına gelecek yeni arkadaşlarımıza büyük katkı sağlayacak. Görevden ayrılmadan önce bu iki projede de önemli mesafe olacak ve gelecek yıllar için büyük katkı sağlayacağına inandığım bu tesisleri Lüleburgazspor’a kazandırmanın gurur ve onurunu yaayacağım” diye konuştu.
Aslan, ayrıca görevde bulunduğu süre içerisinde kendisine yardım eden herkese teşekkür etti.

++

Aslan, “Kulübü düşüren takımın başkanı olarak tarihte anılmak istemiyorum. Bu yüzden bu şartlarda devam etmemin mümkün olmadığına inanıyorum”

++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Herşeyden önce veya sonra bir şekilde tekrar profesyonel lige dönmemizi sağladığın için teşekkürler Siyami Aslan!

Senin de, Burgazımızın da yolu açık olsun!

12 Mayıs 2008 Pazartesi

My Destiny...

Özledim... Geliyorum...Özlemedik ama genede gidiyoruz...

7 Mayıs 2008 Çarşamba

DEVRİM

Temiz kalan tek yerdir devrim
bütün bir yıl
kirlenen duvarda
ama görebilmek icin
asıldığı çividen indirilmelidir
yapraklari biten takvim

Zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen
hiçbir hali

İçinde yaşamaktır devrim
dikiş kutusunun
ve toplu iğneler gibi
bir arada olmayı gerektirir
karşı koyabilmek icin zulmüne
makas denilen patronun

Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim
ateş böceklerini
yakalamak isteyen çocukların
peşine takılır gün gelir
yanıp sönen mavi ışıkları
polis arabalarının

Kağıt bir gemidir devrim
bütün gemiler
hurdaya çıksa da sonunda
taşıdığı özgürlük şiiriyle
batmadan yüzer nicedir
dünya sularında

Kim bilir kaç yunus görmüş
kaç Deniz Gezmiş...

.............


Bugüne bir adım geriden gelmek istedim yüreğim kaldırmıyor çünkü!
Özledik sizleri hiç tanımasakta,
Özledik sizleri hiç görmesekte....

1 Mayıs 2008 Perşembe