11 Eylül 2008 Perşembe

Lüleburgazspor 2008-2009


Kadro
AHMET AYTOKKAN
BAŞAR ÖNER
BURAK KAPAN
EMRE ATALI
ERÇAĞ EVİRGEN
FURKAN BATUHAN ÇEBİ
GÖKHAN ŞÜKRÜ ERCAN
HAKAN SOFUOĞLU
HASAN ŞAHİN YÜCEKONUK
HÜSEYİN DEMİR
HÜSEYİN TARIK İNAN
LEVENT CANIM
MEHMET AYDIN
MEHMET KÖMÜRCÜ
MUSTAFA KURT
OKAN ÖZDOĞAN
ÖMER DEMİRÖZ
REYHAN ŞENSOY
SEMİH KAHRAMAN
SERCAN DEMİR
SERDAR ÜÇEK
SERHAN ÇETİN
TALHA MAYHOŞ
TOLGA KÜSTÜ
TUGAY KUZU
UĞUR KILLI
ULAŞ YALÇIN
VEDAT YALÇIN
ZAFER DOĞAN

Yorum KRAL'ı!


Dün gece maçla ilgili yazıyı tierra sağolsun yazdığı için ben maçı bizim için daha da çekilmez hale getiren bu adam için yazmak istedim. Öncelikle şart mıdır yani illa birini yorumcu çıkarmak? Böyle bir adam getiriyorsanız bari yanına maçı anlatmaya adam gibi birini koyun. Yok ama illa ki televizyon başındakilere eziyet çektirtçeksiniz. Geliyoruz maç içinde kendini tarif ettiği şekliyle Penaltı Kralının muhteşem yorumlarına;

-10.dakikada ortada herhangi bir Belçika atağı yokken takımı beğenmeme
-dakika 12 Ayakta kalan tek adamımız Tuncay!
-Emre oynamazsa işimiz zor(Adama sorarlar Emre en son ne zaman top oynadı diye? Bu takım Avrupa 3.sü olurken bu Emre efendi hangi maçta oynamış?)
-ben penaltının kokusunu alırım, tanırım ben penaltıyı!(hadi yaa)
10 dakika içinde kendi ile çelişmesinde sıra;
-Orta yaparsak gol atarız
-Top yere inerse pozisyona giriyoruz
-Arda,Kazım herkes kanada gitsin
-defansları yan topta bocalıyor
-defansları uzun boylu oyunculardan kurulu geçemiyoruz(be adam görmüyor musun Kompany ile Van buyten'i?)
-3değişiklik yapılmışken F.T oyuncu değiştirmeli diyen de sensin!

Ee ben ne anladım senin yorumculuğundan, futbol bilginden!

Ayrıca sol bekte oynayan Çağdaş'a takmasına gelelim; evet çocuk çok ileri çıkmadı ama bu sana maç daha başlamadan bitene kadar Uğur diye beynimizi kemirme hakkını vermiyor be adam!


Türevlerini de al git hayatımızdan!!!

10 Eylül 2008 Çarşamba

Fatih Desidero!!!


Ermenistan maçındna sonra bakalım terim ne süpriz yapacak diye bitirmiştim. Süprizini gördük: Çağlar! ilk kez A milli olan genç bir topçu! her şey iyi güzel de, gördük ki çocuk daha maçın başında aman hata yapmıyayım düşüncesi ile sahaya çıktı. kafası onla dolu ve defansif olarak iyiydi de, ofansif yönü sıfır kaldı sırf kafasındaki yüzünden.

Marco olmayınca işte Türkiye'nin ortasahası... yere basmadık, kendimiz yere basmadığımız gibi topu da indirmedik havalardan! avrupa'nın üst düzey milli takımları bütün maçı doldur boşalt oynamazlar, ama biz oynarız. Türküz güçlüyüz kafamıza eseni yaparız. yaparız da işte sonucu böyle alırsınız! o top yere inse ve telaşsız hücum yapsak! bu maç sonunda 3 puanı hanemize yazdırırdık!

son olarak bu milli maçlar İstanbul'da oynanmasın! Anadolu'ya gitmek lazım. Orda futbol ateşi farklı yanıyor. şehir takımlarının taraftarları Milli maçlara başka gözle bakıyorlar...

Aslında Bir Konu Var!

9 Eylül 2008 Salı

Kendi Kaleminden METİN OKTAY!


"Sarı-kırmızılı renklere küçükten beri hayrandım.Galatasaray İzmir'e geldiğinde okuldan kaçar, maça giderdim.Bence Galatasaraylılık din gibi,mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır.Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım."

"Fenerbahce 20 bin, adalet bir yıl için 10 bin lira transfer ücreti teklif ederken, ben Galatasaray ile yıllığına 8 bin liraya anlaşma yaptığım gün mutluluktan uçuyordum..."

"Sahaya çıkmadan önce Allah'a dua eder, sahaya en son çıkmayı uğur sayardım.Aut çizgisini geçerken daima sağ ayağımı atardım.Maça başlamadan önce arkadaşlarım kaleye şut atarken, ben dolanıp durur, oyun başlayıncaya kadar topa vurmazdım... Sakatlandığım zaman, secde ederek iki elim önde 'Allah'ım sen bacaklarımı koru' diye dua ederdim."

"Galatasaray'ın alt yapısında 18 tane metin vardı... Galatasaray'daki bu metin'lerin sayısı bana söylendiğinde önce inanmamıştım. futbol okulunun çeşitli kademelerinde bu metin ismi dikkat çekmiş ve onları biraraya getirmişler. sonra da bana haber verdiler,gittim hepsini kucakladım."

"Fenerbahce'ye attığım ağları yırtan golüm çok konuşulmuştu.Hikayesi ise şöyledir ;Fenerbahce ile oynayacağımız her maçın havası ayrı olurdu. 1959 yılının 10 haziran günü oynayacağımız milli lig'in ilk final maçının önemi çok büyüktü. futbol federasyonu bu kritik maça yugoslavya'dan hakem getirmişti. tansiyon yüksekti.Maçtan bir gece önce Çınar otelde yugoslav hakemin üç fenerbahçeli yöneticiyle birlikte yemek yediği görülünce, İstanbul'da kıyamet koptu. Galatasaray kulübünün telefonları ihbarlarla inliyordu:'maç Çınar otel'de masa başında satıldı...yugoslav hakem fenerbahce'yi galip getirmek için ne lazım gelirse yapacak!..' bunun üzerine Galatasaray kulübü hakemin değiştirilmesi için federasyona başvurdu. hakem şaşırmıştı. ve ağlayıp sızlamaya başlamıştı. 'ne olur galatasaraylılar'a söyleyin böyle bir sebepten dolayı memleketime dönemem maçı namuslu bir şekilde yöneteceğim.'

Yöneticilerimiz bir toplantı yaptı, hakemi kabul etti ve o yugoslav hakemle iki takım maça çıktı. 10 haziran 1959... dolmabahçe stadı yükünü almış, ezeli mücadeleyi bekliyor. sıcağa rağmen tribünler herzamanki gibi rengarenk... oyun hızlı başlamıştı. maçı mutlaka kazanmak istiyorduk. Çok hırslıydık... turgay uzun bir degaj yaptı. boş top, ceza sahasının üstüne süzülmüştü. topa kaleci Özcan arkoç ile birlikte yükseldik. Özcan topa uzanabilmek için adeta benim sırtıma tırmanmıştı.. Çok yükselmiş, bu sebepten de dengesini kaybetmişti. İkimiz birden yere düştük. Özcan anlayamadığım bir şekilde kıvranmaya başladı. o anda fenerbahce tribünleri benim Özcan'a vurduğumu zannederek küfretmeye başlamıştı. o çirkin tezahüratın ilk defa muhatabı oluyordum. Şaşırmıştım ve utanmıştım. suçlu olmamama rağmen utanmıştım. o sırada yanıma fenerbahçeli nazi erdem ve basri dirimlili geldiler. İkisi de çok sevdiğim arkadaşlarımdı...

Benim kasıtlı bir hareket yapmayacağımı benden iyi bilirlerdi.Ben onlarla konuşurken birden diz kapağıma bir tekme yedim.Acıyla tekmeyi vurana baktım.Bana vuran,kendine fenerbahce'de yer edinmeye çalışan Avni idi. o acıyla ben de Avni'ye bir yumruk attım.Yumruğu Avni'nin suratına indirince saha karıştı.Antrenörümüz George Dick, Eşfak Aykaç,Muzaffer Bozok ve menajerimiz Osman İncili beni olaylardan sıyırıp saha dışına götürmeye çalışıyorlardı. o kargaşa arasında yöneticimiz Muzaffer Bozok ile Osman İncili yugoslav hakeme kızıyorlardı. aradan iki üç dakika geçmiş, saha boşaltılmıştı. yugoslav hakem hışımla yanıma yalaştı ve saha dışını gösterdi.O güne kadar hiçbir hakemden bu kararı duymadığım için neye uğradığımı şaşırmıştım. Hırsımdan ağlıyordum.Sahadan çıkmadan önce gidip fenerbahçe tribünü önünde çakıldım.Ben gidince onlar da şaşırdı.Biraz önce o çirkin kelimeleri bana layık gören insanlardı onlar.Durdum.Bir baştan bir başa o triibünleri süzdüm. Sonra eğildim ve bana küfedenleri selamladım.

Ortalık sakinleşmişti.Ben soyunma odasına gitmeye kara verirken Suat,Turgay ve diğer arkadaşlarım kolumdan tutup 'Dur,hakem kararını değiştirdi galiba" dediler.

Oyun duralı 7 dakika olmuştu ve 7 dakikadan sonra yugoslav hakem beni sahadan atmaktan vazgeçmişti.Karar değişince fenerbahçeli futbolcular kahroldular.

Bundan sonra yüz binleri ağlatan tek golü ben atacaktım.37.dakikada ağları parçalayan bazukayı fenerbahce kalesine ben yolluyordum. Allahım rüya gibiydi sanki o an...

Nuri bir pas atmıştı,sola doğru kaçtım.Osman hızla üzerime geldi,onu atlatmak benim için zor olmadı.Aut çizgisine kadar gittim sol ayağımı çizgiye dayayıp topu kepçeledim.En büyük korkum Naci idi. Naci Erdem ekseri bu toplara çift dalardı.Fakat ondan da sıyrıldım.Evet, önümdeki topa çok dar açıdan vurmak zorundaydım.Bu bir an meselesiydi. bu kısa zaman içinde başımı kaldırdım ve kale içinde bir noktaya tüm kuvvetimle vurdum.Kaleci Özcan, köşeyi kapatmıştı.Buna rağmen top hızla kaleye girdi.İnanın topun baktığım noktadan dışarı çıktığını ve ağları parçaladığını sonradan öğrendim. golden sonra arkadaşlarımın sırtındaydım. tribünlerden 'cim bom bom..." sesleri yükseliyordu. halbuki hakem de dahil, golü dolmabahçe satdındaki kimse farketmemişti. hakem önce aut vermiş, sonra parçalanmış ağları görünce gole hükmetmişti. maçtan sonra fenerbahce'nin eski kaptanlarında fikret arıcan 'vallahi azizim bizim zamanımızda topa en iyi vuran adam Bekir'di...ama itiraf edeyim ki Metin daha iyi vuruyor...' diyordu . "

"Eşim ve ailesinin sürekli baskısındaydım. evliliğimin ilk günlerinde topu bırak diye diretmişlerdi. gülüp geçmiştim bu komik sözlere. ben nasıl aç susuz yaşardım ki? futbol benim dünyamdı. topu bırak emri yerine gelmeyince bu defa daha komedi bir teklifle karşılaştım ' Galatasaray'ı bırak İzmir'e dön...' diye diretiyorlardı. Galatasaray'ı bırakacağım ha? Allah korusun! Allah yazdıysa bozsun! Galatasaray benim dünyam, Galatasaray benim yuvam. nasıl bırakırım Galatasaray'ı? evet İzmir'i eşim kadar severim. ama benim bir de sevdiğim Galatasaray'ım var.
O aralar bizim rusya seyahatimiz vardı. eşim oya, kafasındaki acı planı İzmir' de uygulamaya koymuş. benim adımı ve imzamı kullanarak, beden terbiyesi genel müdürlüğüne bir mektup götürmüş...gazetecilere de 'metin Galatasaray'da satışa çıkarılmasını istedi ' demiş... aman yarabbim... böylesi görülmüş şey değildi. İzmir bölge müdürü mektubu almış ve 'peki efendim' demiş. 'mektubu hemen ankara'ya yolluyorum...'
bu mektubu ciddi zanneden galatasaraylıları bir telaş almış. ben rusya'da iken bir yardım kampanyası açılmış. amaç para toplayıp benim Galatasaray'da kalmamı sağlamak. bunu duyunca oya İzmir'den feryadı basmış ' metin 500 bin liraya bile Galatasaray'da kalmayacak '
haber bana ulaştırılınca, gazetecilere bir açıklama yapmak zorunda kaldım. ve şu mesajı ilettim :

'Galatasaray'da kalmaya ailece karar vereceğiz.İzmir'i, eşim oya kadar severim ama benim bir de yürekten bağlandığım Galatasaray'ım var.'
ama oya, topağacı'ndaki evi boşaltıp, eşyaları İzmir'e götürmüş. olacak iş mi? o eşyaların bir çoğunu evlenirken galatasaraylı taraftarlar hediye etmişlerdi. ne derdim galatasaraylı taraftarlara ben ?Rusya'da artık daralmaya başlamıştım. nihayet yeşilköy'e inmiştik. ama gözlerime inanamıyordum, İzmirsporlu yöneticiler beni kaçırmaya gelmişlerdi hem de bavul dolusu para ile. ama galatasaraylılar da korumaya.

Meğer biz Rusya'dayken komuoyu ikiye bölünmüş, Oya mı kazanacak,ben mi? ben Galatasaray'ı seviyordum elbette benim dediğim olacaktı. ve rüçhan atlı'nın otomobiline biniyordum. Önce bizim eve gittik. kayınvaldem 'buraya galatasaraylılar giremez ' deyip kapıyı rüçhan ağabeyin yüzüne kapamıştı. hava elektriklenmmiş eşimle tartışmıştık, yüzüklerimizi atmıştık. bir basın toplantısı düzenleyerek 'ben parayı Galatasaray'a tercih etmem ' diyor ve Galatasaray'da kalıyordum.Avukatım Süha Özgermi Karşıyaka adliyesindeki üçüncü celsede boşanma işini bitirmişti bile...


Bugünlerde en büyük aşklar bile böyle yaşanmıyor!

Profesyonelliğe Karşı METİN OKTAY!!!

8 Eylül 2008 Pazartesi

İLK MAÇ


Fatih Karagümrük:1-Lüleburgazspor:2

Haftaya pazar kendi evimizde Küçükköy ile oynayacağız!

trakyAteşi pazar sezonu açıyorrrrr!

FM 2009

Çok sevdiğimiz oyun yakında çıkıyor ama yakışmış mı ya?

Commondante'yi alet etmek yakışmış mı?

Hayata Böyle Lezzetler Lazım

7 Eylül 2008 Pazar

göz Nur'u



Nur Fettahoğlu

Aşk-ı Memnu'da Peyker rolündedir efendim.

F.D

ne konuşuyor bu insanlar!
ne kadar uzak kelimeler anlamdan..
aynama bir yabancı sızmış,
bakıyor bana uzaktan..
sensizlikten kalan en acı gerçeğim hiçliğim!
ucuz basit ve sıradan.
pazara çıkmış gibi sanki ipliğim.
hayat beni unutsa da sen unutma..
adımı unutacak kadar kaybettim kendimi,
olsun..
beni unutma..beni unutma..
bir uçurumun en ucundayım!
o kadar yokum ki görmüyorlar..
kalbim susmuşlar yeri,
kuşlar korkup kaçmıyorlar..

6 Eylül 2008 Cumartesi

Tavsiye

Tuncay vurursa gol olur!


Ermenistan'ın 5.dakkadan itibaren söylendiği gibi bir takım (hızlı bir ekip gençlerden kurulu ve sert oynayan) olmadığı ortaya çıkmışken; Terim oyun planında Tuncay'ı ortasahaya çekmiş ilerde semihle mevlütü kendi kaderlerine terk etmiş. Tuncay Boro'da forvet oyanamıyor mu? Peki ortasahada ne işi var 55 dakika? O da ne işi olduğunu anlamamış olacak ki, 55 dakika saçma sapan işler yaptı. Ne zamanki asıl yerine geçti, gol de geldi!


Terim'i anlamak mümkün değil. Ortasaha havuzu bu kadar geniş bir ulusal takımda bir forvet oyuncusundan ortasaha yaratsın... Bir de şanslı diyorlar diye kızmış, o zaman daha çok kızacak desene...

Gökhan gönül'e 10 üzerinden 4 yazardım ama galibiyet nedeniyle 5 yazıyorum zorunlu olarak! ve Marco'ya gelirsek; iyiki varsın! hep böyle kal... kal ki birileri iki yönlü ortasaha oyuncusu nasıl olurmuş görsün Türkiye'de. belki yeni yetişen gençler seni örnek seçerler kendilerine!

Çarşamba Belçika maçını merakla bekliyorum. bakalım Terim şapkasından neler çıkartacak acaba?



ustadan...

bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur
ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin..
iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.
bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz.
sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir.
ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın
.özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta.
sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
bir insan eksik yaşıyorsa,
ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
hayatı ıskalama lüksün yok senin.
onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
"acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu.
hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?
kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.
yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;
yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
elbet bitecek güneşe hasret günler.
ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....

Nazım Hikmet

Naz'ın sitemin belli değil..



for comche!

Yelena Isinbayeva



for tierra

4 Eylül 2008 Perşembe

Tu Es Partout *


nous nous aimions bien tendrement
comme s'aiment tous les amants
et puis un jour tu m'as quittée
depuis je suis désespérée
je te vois partout dans le ciel
je te vois partout sur la terre
tu es ma joie et mon soleil
ma nuit, mes jours, mes aubes claires

tu es partout car tu es dans mon coeur
tu es partout car tu es mon bonheur
toutes les choses qui sont autour de moi
même la vie ne représente que toi
des fois je rêve que je suis dans tes bras
et qu'à l'oreille tu me parles tout bas
tu dis des choses qui font fermer les yeux
et moi je trouve ça merveilleux

peut-être un jour tu reviendras
je sais que mon coeur t'attendras
tu ne pourras pas oublier
les jours que nous avons passés
mes yeux te cherchent sans arrêt
ecoute bien mon coeur t'appelle
nous pourrons si bien nous aimer
tu verras la vie sera belle...

tu es partout car tu es dans mon coeur
tu es partout car tu es mon bonheur
toutes les choses qui sont autour de moi
même la vie ne represente que toi
des fois je rêve que je suis dans tes bras
et qu'à l'oreille tu me parles tout bas
tu dis des choses qui font fermer les yeux
et moi je trouve ça merveilleux...

*: Heryerdesin

2 Eylül 2008 Salı

Aslı Tandoğan


For ComChe!

Ne kaldı ki?

Bir gece çok güzelken...

Hiçbirşey yokmuş gibi geri dönüyorum
hayattan vazgeçermiş gibi geri dönüyorum
herşeyden herkesden kaçarmış gibi geri dönüyorum
hayata bakıp sonunu görüp memnun kalmamış gibi geri dönüyorum
aşkı yırtıp atarmış gibi geri dönüyorum
son nefesten önce bir mola verirmiş gibi geri dönüyorum
ne önce sola sonra sağa ne de tekrar sola bakmadan geri dönüyorum
geride bir tek ben kalmasam bile geri dönüyorum.
buna rağmen bunca şeye rağmen
sana dönüyorum
sadece sana dönüyorum!
çok özlüyorum!

22 Ağustos 2008 Cuma

bir kadın çizeceksin blanka...


"bir gün gelecek göstereceksin kendini, sevgini, neler istediğini

simdilik alacaksın eline kalemi, kusacak dökeceksin nefretini

çıkacaksın kabuğundan,bunalımdan kurtaracaksın kendini

ona göre yaşamayı bırakıp döneceksin gerçeklere"


bu şarkıyı sana gönderiyorum blanka...

ZENGİNİN MAL' I

artık her şeyi yorumluyor efendim durduramıyoruz... onun yüzünden güzelim basket maçlarını, çekişmeli voleybol maçlarını izleyemedik. (futbola sıra gelmedi allahtan çok fazla yorumcu var da şimdilik sıyırıyoruz) neden izleyemiyoruz? çünkü saçmalıyor efendim...en kibar lafı buldum... yoksa neler söylerdim bilemiyorum...

bir deyim vardır: "zenginin mal'ı züğürdün çenesini yorarmış". müsadenizle değiştiriyorum: "zenginin mal'ı spor yorumunun içine eder!"

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Yolun Açık Olsun Amerikalı!




Aralıkta görüşmek üzere...
Yaralar henüz açıkken,oluk oluk kan akıyorken yazmak istedim.

Ben ölmekten bile korkmazdım.Seni tanıdıktan sonra ölümden sadece senden ayrılacağım için korkar oldum. Ama sen ne yaptın?

Olmadı....
Yakışmadı...

10 Ağustos 2008 Pazar

Alenen Şiir!

kaan dobra'nın takıma yeni geldiği günlerdi aşkım
off ne alakası var şimdi deyip
dinlememezlik etme, dinle bi kere.
kaan dobra takıma yeni gelmişti.
yalan söylemiyim sanırım antep maçıydı.
maç neredeyse bitmiş.
skor kesindi..
hoca maçın 89. dakikasında oyuna aldı kaan'ı
sahada herkes çok yorgundu.
bi tek kaan, civelek gibi koşuyordu sağa sola.
ben de dahil herkes güler gibi bakıyordu kaan'a.
aa kerize bak aa enerjike bak diye.
ama hoca beğendi kaan'ın performansını
diğer maçta daha çok yer verdi.
bir diğer maçta daha bi çok.
ve bugün kaan dobra, kaan dobraysa
o 89. dakika yüzündendir.
şimdi gelelim sadede.
ben de ilişkimizi kurtarmak için
89. dakikada oyuna girmiş bir oyuncu gibi
koşuyorum, çırpınıyorum.
gör performansımı diye.
sev beni diye...

Umut Sarıkaya!

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Olmaktan korktuğum yerdeyim!!!
Sendeyim!!!

8 Temmuz 2008 Salı

TERLİKSİ HAYVAN



İKİSİNİN KARIŞIMI BİR ŞEY...

7 Temmuz 2008 Pazartesi


Başımız Sağolsun...

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Şairimden!

Daha nen olayım isterdin
Onursuzunum senin.
c.süreya

1 Temmuz 2008 Salı

İm-para-tor!!!



Fethedilecek başka toprak mı kalmadı ? 2010 'da da bırakıcam de, herkesi taklaya getir...yakışır sana...