31 Aralık 2009 Perşembe

Yeni Yılınız Mutlu Olsun

Adam gibi bir sene olsun!!!

30 Aralık 2009 Çarşamba

Transfer Dönemi #1


Nasıl neden oldu bilmiyorum ama yolu açık olsun.

Alişan Ural'ı Bucaspor'a verdik. Erçağ'dan Bank Asya'ya giden ikinci futbolcumuz.

Haberin linkide buradadır.

Bazen Kendi Irkına İhanet Etmek Gerek


Avatar deneyimi diyerek başlıyorum sözlerime...Müthiş, bu yeni teknoloji 3 boyutu gördükten sonra arkadaşlarıma dönüp, bunu yapan insanoğluysa biz bir gün Mars'a da gideriz dedim! Abartmıyorum ben böyle bir sinema deneyimini, 3 boyutlu film izleme deneyimini ilk defa yaşıyorum ve yapanlara bu işin hakkını veriyorum! Cameron benim yönetmenin değildir ama ilk defa bu filmle kırmış oldu.


Konu ya da siz hikaye diyin basit. İnsan ırkının yok ediciliği ve doğal ve saf kalanın yok edilmesi. Biz bu hikayeyi yaşadık,yaşıyoruz ve yaşayacağız muhtemelen 2012'de Marduk gelmezse [ :) ] belki de yüzyıllar sonra, başka gezegenlerde yaşanacaktır! Ama ne olursa olsun doğa kendisine yapılanı, unutmuyor! İnsan ırkı da hep buna yeniliyor eninde sonunda! Onbaşı Jake Sully de, başta beyni alınmış bir asker gibi davranırken Pandora'da kendi varlığını fark ediyor! O varlık ise kendisi gibi olmayan, mavi Na'vi Irkı tarafından kendisine bahşediliyor. Ve Jake Sully bir gün kararını veriyor, yok etmenin sonu yok! Taraf değiştiriyor. Albay'ın deyimiyle kendi ırkına ihanet(mi) ediyor(sun).İşte benim açımdan filmin önemli noktası da burası. Aynı soruyu size sorsalar o sırada ne yaparsınız?


Lüleburgazlı kardeşlerim, 3D deneyimini yaşayamayacaklardır! Ancak yolunuz İstanbul'a ya da başka bir şehirde 3 boyutlu teknoloji ile kesişirse, dakika düşünmeyip bir bilet alıp sinemaya dalın derim.

29 Aralık 2009 Salı

Turuncu Forma


Bu forma Coşkun abi başkanken yaptırılmıştı. Onur'da babasına bu formadan kendisine vermedi diye içerlemişti. Şimdi fotosunu buldum. Kullanalım bari.

Renk kullanımı, reklam şekliyle bundan daha ilgincini zor giyeriz.

Demek ki turuncu devrimi biz başlatmışız ilk.

Not:Şehitlerimiz için bir maçada siyah forma ile çıkmıştık. Eğer onun fotosu elinde olan varsa yorumlarda belirtsin lütfen.

Kriterli Lig


1993-1994 sezonundan beri 81 ilin amatör liglerinde dereceye giren takımların katılımıyla yapılan TFF 3. Lige Yükselme Müsabakaları, bu sezon sonunda son kez düzenlenecek. Bu müsabakalar yerine 2010-2011 sezonundan itibaren 161 takımın katılacağı Kriterli Deplasmanlı Amatör Lig müsabakaları başlayacak.

2009 - 2010 sezonu TFF 3. Lige Yükselme Müsabakaları önceki yıllarda olduğu gibi tarafsız grup merkezlerinde eleme usulü oynanacak. 81 ili temsilen 152 takımın katılacağı müsabakalar sonunda 5 takım ,TFF 3. Lige yükselme hakkını elde edecek. 5 takımın dışındaki 147 takım ve 2009 - 2010 sezonunda TFF 3. Lig'den düşecek 14 takımın katılımıyla bölgesel olarak düzenlenecek Kriterli Deplasmanlı Amatör Lig'de profesyonel lige çıkacak takımlar belirlenecek.


Bildiğin 4.lig geldi. Hayırlısı olsun.

28 Aralık 2009 Pazartesi

To Be Lonely-Brainstorm



like ships without anchors
wide is the ocean, no islands, no shores
all is well, only
this is such a lonely feeling to be lonely

fame is illusion
bright are the lights and you - you are left in confusion
all is well, only
this is such a lonely feeling
this is such a lonely feeling

driving fast as fast as i can
or sitting quietly on the windowsill
you've got all and nothing
just put no more loneliness on my bill

this is such a lonely feeling

all songs should be happy
actors young and soap operas crappy
movies are x-rays
our destinies are chosing our ways
and what should we do?
to enjoy life the most or hiding like ghosts?
all is well, only
this is such a lonely feeling
this is such a lonely feeling

driving fast as fast as i can
or sitting quietly on the windowsill
you've got all and nothing
just put no more loneliness on my bill

driving fast as fast as i can
or sitting quietly on the windowsill
you've got all and nothing
just put no more loneliness on my bill

Ben ona Seven Naitons Army'i yolladım, o da bana To Be Lonely'i...

27 Aralık 2009 Pazar

Köfte


Metheden olursa ağzını burnunu kırarım yeminlen. Ahmetbey köftesinin gözünü seveyim. Bir de reçel koymuşlar yanına... Abuk herifler.

Sezon Sonu #1


İlginç takımız, play-off grubuna gitmeyi garantilemiş Balıkesir'i kendi sahasında yeniyoruz ama oynadığımız son 3 maçta kaybettiğimiz puanları da sorgulamıyoruz! Balıkesir'deki maçı 2-1 almışız. Maçta bir şekilde bulunan arkadaşlardan yorum bekliyoruz. Şubat'a kadar maç yok, çok uzun gelicek bu ara...

RK


İçinde bir ses taşırdı
Eskidikçe herkese öğrettiği
Kızıl ovaları gördü, yeşil göğü
Çizdiği kalem yazmadı
Kırıldı

Öznesini ellerine bıraktılar
Ellerinde yaşama sevinci
Kağıtlara ihtiyacı yok artık
Kitaplara
Yazıldı

/kumral kız:
“Biz daha genciz” demişti

yitik ülkenin roman kahramanı
onun gençliği şaraptandır
gerisi kurşuni bir hafıza kaybı
/

24 Aralık 2009 Perşembe

AVRUPA şampiyonası


Başlık bilerek öyle yazıldı. Daha önce de yazmıştık içinde Avrupa'nın bulunmadığı Avrupa Şampiyonası başvurusu bu diye.

Alsak dahi herhangi bir Avrupa ülkesinde olmasından daha fazla ilgimi çekmicek.(Onlarda da bir final izliyeyim isterim.)

Edirne'nin olmadığı bir turnuva düzenlemek ayıptır en basit ifadesi ile. Bana göre ise vizyonsuzluğun ağababasıdır.

Yazıklar olsun!!!

23 Aralık 2009 Çarşamba

Motty

"Obviously you have to paint a picture on the radio "

Radyo ile televizyon arasındaki maç yorumlamanın farklarını soran The Guardian'a efsane John Motson'ın verdiği cevap...

22 Aralık 2009 Salı

İşte Öyle


Yazmıyordum kaç zamandır. Kelimeler,cümleler biriktirmek gerekiyormuş.Acı falan değil belki de dert olan. Yaşam gayesi gibi büyük laflar da etmicem. Etsem dahi susuyorum sonunda. Fazlaca konuşmak zararlı.Ama sustuğumda da her sabah içimden çıkmak için zorluyor kelimeler.

Kelimeler... Çok zorladık kelimeleri çok kere. Ama işte ama... Sokaklar,taşlar hep aynı burada.

Rakıyla ilgili konuştuk dün gece Volkan'la. Ben canım sıkkınken içmem dedi. Ben ise rakıyı planlamadan içmeyi seviyorum. Derdim tasam olması olmaması, canımın sıkkın olması önemli değil.

Hüzün dedi Volkan gece. Hayatımın her anında üzülemem dedi. Üzülmeyelim zaten.

Bilmiyorum çok tuhafım son zamanlarda. Ya da zamanlar tuhaf.

Öyle işte...

Sayı İle Virüs Yok Edebilme Bakanı

Sağlık Bakanlığı artık H1N1'den ölenlerin sayısını açıklamayacakmış! Dünyada bir ilki başardık ve sayı saymarak bir virüsü ortadan kaldırdık! Bundan sonra haberlerde şöyle geçer artık H1N1 ; "ölen var ama sayısını bilmiyoruz", " virüs birden yok oldu"... Ben hakikaten bıktım böyle bakanlardan çeyrek asırdır!

20 Aralık 2009 Pazar

Beni Koyup Gitme Ne Olursun...

Sessiz Seyircisiz


Cezamız harbiden ceza oldu. Şubat'a kadar takımı izleyemeyeceğiz.
Edirne'de kupa maçında izlemiştik İnegöl'ü. Geçeriz diye düşünüyorum.

Lüleburgazspor-İnegölspor

Saat:13.30

Harbici Mor Menekşeler


Değişik...

19 Aralık 2009 Cumartesi

18 Aralık 2009 Cuma

Karla Karışık Şarap Yağıyor Bu gece


Ve ben hep seni düşünüyorum... (Külebi ile Yaşar Kurt'a selam eder geçerim!) Kimi düşünüyorum ulan ben? Birilerini düşünmek zorundaysanız kimi düşünürsünüz böyle gecelerde? Ben çıplak ayaklı bir çocuk düşünüyorum, "yerlere basma kızım hasta olursun"! Yok onu düşünmüyorum galiba... Şarabı düşünüyorum. Bittiği zaman ben ne olacağım? Pekmez? Yok o şaraptan olmaz, üzümden olur... Yahut pancardan... Trakya'mın gözünü seveyim pancardan bile pekmez yapıyorlar... Sahi ben neyi düşünüyorum bu gece? Feysbuktaki kişisel hesapları düşünüyorum, hesaplaşmaları... Ben seni ekledim ama ben seni eklememiştim ki, daveti önce sen gönderdin. Hadi canım öyle mi olmuş? Klavye ile mouse sürçmüş o zaman! Ben sadece hayatınıza sanaldan bakıp geçiyordum... Mutlu bir hayat gördüm yahut mutluluk oyunlarında ele ele tutuşan çocuklar gördüm. (O çıplak ayaklarıyla yere basan küçük kız da bu oyundaymış, ne tesadüf.) Neyse ben feysbukunuzdan bakıp geçiyordum, oysa siz gülüyordunuz! Ulan hep mi gülersiniz? Hiç mi boktan bi anınız yok! Ne bileyim şöyle bakkala çürük yumurta verdiği için sövdüğünüz bir andan sonra çektirdiğiniz fotoğrafınız yok mu? Benem var mesela... Omlet yarım kalmış ve sövüp fotoğraf çektirmiştim! Yok be şaka desem... Hepimiz gülüyoruz! Saçlarımızı kestiriyoruz, birilerine veda ediyoruz, çok uzaklara gidiyoruz, alışveriş ediyoruz ama ne hikmetse illa biri çıkıp bu anı ölümsüzleştiriyor ve feysbukta paylaşıyor! Herkes sanal desenler çiziyor, kodlarla ulan o kodlar da 1 ve 0 'dan ibaret! Ne salak dünya, Matrikste hayat 1 ve 0'dan ibaret... Tiriniti nerdesin al beni kollarına ben matematikten anlamam!
Dedem trenle gelmiş bu topraklara. Bir 50 sene erken gelse ihtimal eşşekle gelecekmiş! Geçmiş zaman nerden aklıma geldi? Te bu Balkanlar'dan gelen soğuk havadan olsa gerek, ben her kış Balkan'ları böyle hatırlarım... İçimde bir göç isteği uyanır, kalkın gidiyorz diyeceğim çoluk çocuğum ailem mailem yok, kendim giderim bir yerlere... Birilerine... Dedem demiştim. Rahmetli beni yersiz yurtsuz yapacağını bilseydi, göç eder miydi? Gen mühendisliğinin kodları ne acaba? 1 ve 0 dan başkadır heralde? İçine birkaç harf de girmeli. Girmeli ki edebiyat olsun. benim edebiyatım çok iyidir Hocam! Neyse bu kaç göç olayında ben nerde yaşadıysam orada doğmuşum. Misal şimdi İstanbulluyum... (Kafa kağıdında da öyle yazıyor, ruh kağıdında başka bir iklim doğumluyum ama oraya hiç gitmedim!) İstanbul'da yaşıyorum. Bir aralar Burgaz'lıydım. Küçükkarıştıranlıyım... Turgutbeyliyim... Keşanlıyım (Kafa kağıdındaki ikinci çelişki. Kütük diye bir şey var bu hayatta, işte ondan dolayı Keşanlıyım dolayısıyla Edirneliyim!) Bayrampaşalıyım... Aslında Bakırköylüyüm! Yok yahu galiba Egeliyim. Bir ara Kuşadasında yaşadım da... Bir ara Entepli de oldum (Zorunlu istikamet, sürün 10 metre, kalk devam hayata kaldığın bir yer var nasılsa...) Şİmdiler de huzursuzluyum! Ama kendim ettim kendim buldum. Babam dedeme de benzemiyor üstelik! 2 yere götürdü bizi, kendi 3 yer gördü bu hayatta! Oysa ben ne şehirler ne kadınlar gördüm ne çıplak ayaklı çocuklar, hiçbiri yoktular demicem hepsi vardı. Gittim gördüm! Köy edebiyatına hiçbir zaman girmedim hocam! Ama Mahmut Makal'ı tavsiye ederim...
Karla karışık şarap yağıyor bu gece ve ben hep seni düşünüyorum! Bir gün yazdığım bir hikayeden çıkıp gelir misin diye? Korkuyorum... Yazgı var o Allah'ın yazdığı, benimkiler naçizane karalamalar... Korkuyorum bir gün yazdığım bir hikayenin yazgıya dönüşmesinden... Aynen gerçekleşmesinden! Sanırım bu gecenin de ana fikri de buydu! Şarap bahane, göç bahane, şarkılar bahane, şiirler bahane bir tek yapmur bahane değil! O yağıyor bu gece... Hem de şarapla kaışık! Neyse ne... Feysbukta gördüm, saçlarını kestirmişsin! Güzel olmamış.... Ben de kestirdim bir ara feysbukta görürsün! Annem beğenmemişti saçlarımı öyle kestirince, iyice serseri olmuşun böyle demişti. "Serseriyim zaten anne " diyememiştim. Böyle diyince üzülüyor çünkü. Sahi Annem beni 5 gündür aramıyor! Yine üzdük galiba...
Anne ben matematiği anlarım ama sevmem, edebiyatı severim ama o beni seviyor mu bilemem! Sahi beni kimler seviyor anne? Feysbuka bir sorayım mı? Boşver dimi anne... Boşverdim zaten! Seni seviyorum...

Bir güneşsin sen, hergün yeniden DOĞAN!



Bu toprakların kızanıydın. Nur içinde yat!

Madrid'den Hamburg'a


Altından otoban geçen stadda koyacağız Atletico'ya!!!

16 Aralık 2009 Çarşamba

Sen Biliyon mu?

Bütün çalımları yedin usta!

13 Aralık 2009 Pazar

Beraberce Donduk


Soğuk ve yağmurlu bir günde diye başlamak istemezdim ama bir kere başladık gerisini de soğuktan getirelim. Sabah kafayı dışarı uzattım bırrr! Bu havada te kalkıp Alibeyköy-Eyüp hattına gidilir miydi? Burgazspor var işin ucunda dedim ve sıkı giyinip sokağa attım kendimi. Önce Bayrampaşa'ya uğrayıp Orçe'yi evinden aldım. Orçe: "30 senedir gitmiyorum o stada! Kim bilir nasıl değişmiştir "dedi. Gittik ve gördük ki, zemini dışında hiçbir şeyi değişmemiş! İşte etrafına biraz ev yapılmış. Ev dediysek gözünüzde bizim stadın etrafındaki evler canlanmasın! 1 katlıdan başlayıp 3 katlıya kadar çıkabilen ve yaratıcı halkımın kendi mimari projesini çizdiği çarpık çurpuk evler... Amcam hüzünlendi tabii biraz! Bu sahada çok maç yapmış zamanında! Ne rezillikler çekmiş anlattı. Neyse maça "bağıran seyirciye beleş" opsiyonunu kullanarak para vermeden girdik. Hastasıyım bu opsiyonun... Adama bir garip geliyor tabii. Burgaz'da elektronik biletle turnikeyle maça gir, İstanbul gibi yerde hala dip koçanlı biletle gir! (Arada beleş gir.) Türk futbolunun en enteresan hallerini, İstanbul'daki stadlarda görmek çok kolay! Dökülen her semt stadında elektronik skorbord var. Bu da işin başka ironisi... Alibeyköy seyircisi maça ilgi göstermemişti. Soğuktan ve İstanbul'da devam eden korsan eylemlerden olsa gerek... Semtin esmer delikanlıları ihtimal dahilinde Beyoğlu'nda takılıyordu bugün...

Maça iki takımda kontrollü başladı! Bense müptezel (!) Trakya Ateşi yazarlarından biri olarak sahada iki kabusumu, Ali Erdem'i ve Cabir'i aynı anda görünce içim ürperdi! Zaten hava soğuk ayaklar donmuş, bir de iç ürpertisi hiç iyi olmadı! Cabir bereket Alibeyköy hücum hattının bırakın defansı sallamasını, ısıramaması sebebiyle fazla sırıtmadı! Ama şöyle bir Bandırma ile oynasak yine bir Cabir faciası çekebilirdik. Ali Erdem hakkında da şöyle bir fantazi geliştirdim kafamda: Bu çocuk antreman topçusu olabilir... Hani vardır böyle adamlar antremanda çok çalışkandırlar, hocanın her istediğini yerine getirirler ancak maça çıktıklarında dökülürler. Bu çocuk da böyle olabilir! Allah'tan yanında Hüseyin ve Semih oynuyor. Onlar olmasa Ali Erdem'in yönetemediği bir ortasaha düşlemek istemiyorum! Kabuslarıma yenilerine eklemek istemiyorum! Ahmet Hoca'nın elinde defans adına rotasyona sokucak adamı olmadığı için geçen maç yazımda da kanatların aksayacağından bahsetmiştim. Bugün bu açıkça belli oluyordu. Tandoğan'ı aradım. Onun hücuma katkısı, attığı ters toplar Deniz'i oyuna daha iyi sokuyordu! Bugün defanstan bir tane kanat akını yapılamadı doğru düzgün. Deniz de çok etkisizdi. Klasını bilmesem bu çocuk kötü topçu derim.Ama değil. Saha içinde neler yapabileceğini biliyorum. 80 dakika sahada etkisiz görüntü çizdi. Sonra aklına bir şeyler dank mı etti anlamadım. 2 hücumu yönetti. Birinde Engin değerlendiremedi, ikincisinde ceza sahasına peşinde 2 kişiyi sürükleyerek girdi. Düşürüldü ancak hakem penaltıyı yedi! Alibeyköy'ün ise koskoca doksan dakika boyunca 1 tek pozisyonu vardı onu da cömertçe harcadı. Bu takıma takviye şart olduğunu bir kez daha söylüyorum. Bunun en açık göstergesi ise sakat ve cezalı oyuncular 2-3 tane olduğunda değiştirecek oyuncu bile bulamıyoruz. Bugün Ahmet Hoca sadece ikinci yarı başlarken Semih'in yerine Seferoğullarından Osman'ı aldı. Başka da bir değişiklik yapmadı! Seferoğlu Osman tipik bir depslasman açığı. İkinci yarı başında oyuna girdi ve sol kanadı hareketlendirdi. Ama bu hareketlilik skoru bir türlü yansıyamadı. Sonuç Alibeyköy aldığı bir puana sevindi biz üzüldük ama beraberce donduk!Haftaya İnegöl ile kiritik bir maçımız var ama seyircisiz! Bakalım Burgaz'da neler olucak...


Dönerken Eminönü- Bakırköy yaptım. Arada köprüde balık ekmek yedim!(Ne zaman tarihi oldu bu balık ekmekçiler yahu? Benim çocukluğumda kimsenin oralarda balık ekmek sattığı yoktu... Hadi köprü balık ilişkisinden bu kontenjana girer de, bu turşucular ne zaman tarihi oldu?) Ve İstanbul'da yapmaktan zevk aldığım şeylerden birini, "banliyö treniyle eve gitmeyi" yaptım. İstanbul'da yaşamak bana göre trenle eve ulaşabilceğin yerlerde yaşamaktır birazda...

Erdal Eren


Daha sakalı bile çıkmamışken katledildi paşalarımız tarafından. 16yaşındayken astılar Erdal'ı. Kendileri hala ayakta. Bu tarafta hesabı sorulamadı bu adamlardan. Öbür tarafın adaleti vardır umarım.

29 koca sene olmuş Erdal katledileli...

Kömür

Yine bir kömür
kütürdedi sobada
kayıp bir madencinin
kalbi rastgeldi
atıverdi sıcak odada

Sunay Akın

MustafaKemal Paşa'da hayatını kaybeden 19 madencinin anısına... Allah rahmet eylesin, geride kalanlara da sabır versin...

Sana Çıkıyor Bütün Yollarımız


Saldır Burgazım. Tierra orada. Maç yazısıda akşama burda...

Saat:13.30

Alibeyköy Stadı

12 Aralık 2009 Cumartesi

#19


Çok şey yapmasına gerek yok. O sahada olması yeterli. Hiç gitme hep bizimle kal!

10 Aralık 2009 Perşembe

Askerlerimiz



TrakyAteşi olarak 2askerimiz var bu dönemde. Allah'a şükür ikiside iyi yerlere gidiyor.
Mustafa'yı Comche gibi Anadolu'nun bağırına İstanbul'un Anadolu yakasına Maltepe'ye gönderiyoruz. 2. Zırhlı Tugay'ında topçu oldu Mustafa.
Diğer askerimiz Alican'da, benim fahri memleketime,Kütahya'ya gidiyor. Havacı olarak.

Şimdiden ikisinede hayırlı teskereler. Biz saymaya şimdiden başladık.


9 Aralık 2009 Çarşamba

Seyircisiz 5


Lüleburgazspor maça sakat oyuncuların çokluğu ve rakibin nispeten zayıf olması nedeniyle kadroda rotasyon yaparak çıktı.
Alişan Ural'ın yerine Cabir'i stoper mevkine koyan hoca, sağda açıkta Osman'a onun arkasına da Mehmet Kömürcü'yü yerleştirdi.

Maç çok rahat geçti.Rakip defansın genç ve tecrübesiz adamları bizim forvetlere karşı fazla direnemedi.Lüleburgazspor ilk yarı maçı bitirdi.

7 ve 25'te Emre 20'de Uğur ile ilk yarıyı 3-0 önde kapattık.
İkinci yarı başlarında Talha'da yakaladığı pozisyonu değerlendiremedi.55'te Deniz'in oyuna girmesiyle daha rahat pozisyonlara girdik.2 gol atan Deniz ikinci golü tam anlamıyla usta işi bir eserdi.Gol öncesi ortasaha çizgisinde yaşanan pozisyonda topl ile beraber attığı 30 metrelik deparı muhteşemdi.

Fakat ondan sonra kaleci ile başbaşa kaldığı üç pozisyonun ikisini kaleciye birini de dışarı atınca "ah be Deniz" dedirtti kendine.

Küçükköy için söyleyebileceğim tek önemli şey 82'de penaltı kaçırdılar.

Gaziosmanpaşa'da İnegöl ile kendi evinde berabere kalınca ekmeğimize yağ yürüldü.Sırada Alibeyköy maçı var.Deplasman karnemizin iyi olması sebebiyle ve bunu devam ettireceğimiz düşüncesiyle bu maçtanda 3 puan bekliyorum.Uğur ve Emre bu maçta gördükleri sarı kartlarla cezalı duruma düştüler.

Lüleburgaz1967 bloga saygılarımızla. Yazı oradan alıntıdır.

8 Aralık 2009 Salı

4


Kuralar çekildikten sonra Beşiktaş bu gruptan en fazla 4 puan alır, fazlası olmaz demiştim. Birkaç saniye dayansalar 5 puanla bitireceklerdi Şampiyonlar Ligi macerasını... Olmadı, olmazdı da! Darısı Mustafa Denizli'nin başka maceralarına!

Seyircisizlik


İlk defa yaşıcaz seyircisizliği. Hoş seyircili olsa bile biz gidemicektik. İlk yarıda bu maçta kaybettiğimiz puanlara yanıp durduk. Bir daha yanmamak dileğiyle...

Lüleburgaz-Küçükköy

Saat:13.30

Radyodan yayın olursa onada link veririz.

6 Aralık 2009 Pazar

Galatasaray'ın Topçuları Çirkeftir!

İlk foto zaten kimin ne kadar topla alakası olduğunu göstermiştir. Ama ikinci foto için söyleyeceğim bu ülkenin en masum topçusu, aman kollanası Alex'in kaleciye attığı tekmeden sonra birşey yapmamışa yatması. Ulan çok komik adamlarsınız vesselam. Bunda da hakemin suçu var Alex'in lehine penaltı vermeliydi.

Di mi Hagi, Bülent çirkefti?...

5 Aralık 2009 Cumartesi

En Sevdiğim Hasta Siempre Yorumu

Victor Jara söylüyor... Bugün hala cuntacı zihniyetler geziniyor dünyada, ülkemde ve birileri hala "kol" geziyor... Ben de cuntacılara karşı darbe günlüğü yazsam diyorum, akıbetim ne olur? Şilili şarkıcı Victor Jara gibi olur muyum? Onun gitar çalan ellerini kestiler, benim de heralde dilimi keserler!

3 Aralık 2009 Perşembe

Yuh Daha Neler...


LÜLEBURGAZSPOR Kulübünün, 29.11.2009 tarihinde oynanan LÜLEBURGAZSPOR - BANDIRMASPOR 3. Lig 1. Grup futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 2 RESMİ MÜSABAKAYI KENDİ SAHASINDA SEYİRCİSİZ OYNAMA CEZASI ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.


Erman Toroğlu etkisi diyoruz biz buna...Kına yaksın bu cezayı verenler!

1 Aralık 2009 Salı

Başka Bir Futbol Kültürü Mümkün mü?


Futbolun sadece bir oyun olmadığı günümüzde, tribünlerde renklerin kardeşliğini ve egemen erkek diline karşı başka bir dilin de var olabilmesi için emek üreten ForzaLivorno forum sitesi, 05 Aralık 2009 günü İstanbul Makine Mühendisleri odasında panel düzenleyecek. Panelin ana konusu Başka Bir Futbol Kültürü Mümkün mü?

ForzaLivorno.org 3. senesinde endüstriyel spora karşı bilinç oluşturma kaygısıyla birçok etkinlik düzenledi. Spor müsabakaları, paneller, piknikler, dergi çıkarma ve bunun gibi birçok etkinlik düzenleyerek endüstriyel spora karşı bir bilinç oluşturma kaygısı taşıdı. Bu yüzden bu yöndeki tartışmaların başlatıcısı ve takipçisi olmaya çalıştı.

İtalya’nın liman kenti Livorno’nun takımı olan A.S. Livorno, sahip olduğu taraftar kitlesi ve endüstriyel futbol karşıtı duruşu bu projeye ilham kaynağı olmuştur. Kişisel çabalar sonucu kurulan “forum sitesi” aracılığıyla bir araya gelen bizler, zamanla sanal ortam birlikteliğini tribünlere ve sporun var olduğu tüm yaşam alanlarına taşıma hedefinde oldu. Ve geçen sürede bunu mütevazi adımlarda olsa başardı.

ForzaLivorno “taraftarizm” ile “taraftarlık” arasındaki ayrımı önemdi. Takımları putlaştıran zihniyeti kırmaya çalıştı. Taraftarlığı “zevk” için para ödeyen bir tür müşterilik olarak tanımlamadı. Taraftarı, bir takımı takım yapan ve bunu karşılıksızlık ilkesine göre, gönüllülük temelinde yapan olmazsa olmaz öge olarak gördü, takımın bir takımın varoluş sebebi olduğunu gösterdi.

Özellikle futbol denen spor çeşidini beğenen, seven ve oynayan kişiler olarak futbolun, kolektif, beraberlik ve birlikte hareket etme bilincini aşılayan ve insanların bedensel ve zihinsel gelişimini sağlayan bir araç olarak gördü. Kapitalist sistem her şeyi metalaştırdığı gibi, futbolu da metalaştırmakta ve onu insan üzerinden kar etmek için kullandığını deşifre etti. Ve buna devam ediyor.

5 Aralık 2009 Cumartesi 14:00’da şovenizmden ve sömürüden, kısacası bunun kaynağı serbest piyasa ekonomisinden arındırılmış bir futbol kültürünün münkün olup olmadığını masaya yatıracağız.

Futbola “soldan” bakanlar, mevcut futbol kültürünü değiştirme noktasında nasıl bir mücadele perspektifine sahip olmalı? Tribünlerdeki ırkçı şovenist dil ile mücadele için neler yapabiliriz? Buradan yola çıkarak nasıl bir futbol kültürü yaratabiliriz? Bu soruları hep beraber panelistlerimizle yanıtlamaya çalışacağız. Panelimize davetlerimizi kırmayan yazarlarımız:

Bawer Çakır (bianet.org sitesi yazarı)
Emine Özcan (bianet.org sitesi yazarı)
Kıvanç Koçak (Radikal Gazetesi Yazarı)
Bağış Erten (Radikal Gazetesi Yazarı)
Ahmet Tulgar (Birgün Gazetesi Yazarı)
Melih Şabanoğlu (Spor Araştırmacısı, Spor Yazarı)

Panelimize tüm sporseverler davetlidir.

Forza Livorno'dan alıntıdır.