29 Aralık 2008 Pazartesi

Muhasebe

Hazır cumartesi finallerde başlıyacakken aklıma gelen başlıkla yazacaklarımın örtüşmesi ilginç oldu.
Bu yazının amacı içerdeki son maç hariç içerdeki her maçı izlemiş bir de deplasman yapmış biri olarak takım ve kendimiz hakkındaki düşünceleremizin, zaman içerisinde nelerin değiştiğini göstermek belki biraz özeleştri yapmak çokça da bu mutluluk için bizi son haftaya kadar bekletenlere dokundurmaktır.
Sezonun ilk maçında Karagümrük deplasmanından 3puanla dönünce maça gidenlerden duyduğumuz takımın iyi olduğu, hele Erçağ denen adamın ayrı biri olduğuydu.Bizde bu gazla Küçükköy maçında tribünler doldurduk.Takım da seyrettiğim en iyi futboluyla maçı rahat kazandı.İçerde daha sonra Gölcükle oynadık.Yani aslında maç maç yazmaya gerek de yok.
İkinci yarının ilk maçına kadar takıma inanmaya her daim devam ettik. Hatta Tierra ile Göztepe maçları hayalleri kurduk.Ama biraz da üzüldük o tarihlerde asker olacağı için.
Zaten nolduysa 2.yarının ilk maçı ile beraber evimizde Karagümrük mağlubiyeti almamızla başladı.Ardına gelen Küçükköy mağlubiyeti ve Gölcük yenilgisi o 3hafta önce inandığımız takımı 1.likten 4.lüğe indirdi.Tabii bu arada yaşanan hoca değişikliği ve gelen hocanın yine Karadenizli olması iyice içimize kurt düşürmeye başladı.Başkan ve kaymakamın da Karadenizli olmasından dolayı bir garip ruh haline büründük.Hele ki içerde kazandığımız Tepecik maçından sonra sahada horon tepilmesi bizim için bardağı taşıran son damla oldu.
Dedim ya bu birazda kendimizle muhasebe evet bugün bizi çok sevindiren topçulara çok sinirlendik.Ama bunun nedeni bize bu mutluluğu haftalar öncesinde yaşatacak potansiyelleri olduğundan dolayıydı.Biliyorduk ki bizden iyisi yoktu. Hepsini izlemiştik takımların.Yoktu işte.Ama son hafta dakika 79.a kadar yüreğimiz ağzımızda bilgisayar ekranlarına baktık.Dedim ya herşey unutulur.Sizin bizi üzmeniz,bizim size sinirlenmemiz.Yeter ki size yakışanı oynayın.
Gelelim yönetime;
Bu takım profesyonel bi takım.Öyle kazanılan her büyük maçtan sonra lig bitmişçesine sevindirmeyin futbolcuları.Neler olduğunu gördük Yalova ve Tepecik maçlarının ardından.
Eğer bir kez daha o stadda horon oynanırsa eğer bu sefer sinirlenip dışarı çıkmayacağım.Alnızın orta yerinden vurmayan Emre değildir...

Volkan'ın sezonun ilk maçı için yazdıklarıyla bitirelim bari;
Bu şehre yeşil kırmızı ateş gerek! Trakya futboluna su gerek!

Çıktık Volkan çıktık... Göztepe maçı hayali gerçek olucak...



Issız Adam # 4

Issız Adam bazı arkadaşlarım üzerinde geçmişi sorgulama gibi etki yaratmıştı anlattılar durdular, derinden etkilenmiştiler
Malum Burgaz şartlarından yeni görebildik filmi ama bana da bazı şeyleri sorgulattı açıkçası Issız Adam…
Bu kadar basit bir konuya nasıl yüz dakika film çekilir?
Eski şarkıları ardarda çalarak film mi çekilir?
Çağan Irmak önce filmin sonunu bulmuş arkasından mı filmi çekmiştir?
Kim kendisini terk eden insana felsefe yapar o kadar karizmatik cevap verir?(buzda yatıyorsun aslında ölüyorsun falan bak şimdi bile söyleyemiyorum be hatun dakkada söyledi valla )
Ada kızımız allahın sapığı Alper’i nasıl bir dakikada huşu ile sevişen bir adama dönüştürdü?
Bir ayda nasıl birbirinize hayatımın aşkı muamelesi çekiyorsunuz kardeşim?
Bağlanma korkusu olan insan manitayla anneyi bir araya getirir mi?
Çağan Irmak ne kadar cepten yemeye devam edecek?
İstesem bilet parasını geri verirler mi?

28 Aralık 2008 Pazar

Play Offlardayız!!!!

Yalova:0 Lüleburgaz:2

Başardılar anasını satayım...
Ötesi yok play-offtayız....

Rakiplerimiz;
Tepecik
Göztepe
İzmir
Tavşanlı
Pursaklar
Ankara Demirspor
Bafra
Hatay
Kahramanmaraş

26 Aralık 2008 Cuma

Herşeye Rağmen

Pazara kazanın Yalova'da...

Sizin(futbolcular) herşeyinizi affedelim...

Kütahya'dan Bildiriyorum...


Dehşet bir soğukla karşı karşıyayım öncelikle! Mazaretti sınavdı standdı pankarttı derken bi taraflarım dondu fena halde. Ama mutluyum en azından düşünmekten çok uzakta olmaktan çok mutluyum. Gelmeden önce bi dağılmışlık yaşamışken tekrar biraz da olsa toparlanmak iyi geliyor bünyeye. Hayatımdan 7yılı verdiğim yer olan bu Kütahya denen buz cehenneminde ilk defa bi şekilde mutlu oluyorum. Artık mutlu olmak istiyorum. Her gece saçma sapan uyanmaların bitmesini istiyorum.
Kütahyadan bildiriyorum;
Soğukta votka çok güzel gidiyor...

Onur'um seni göremeden gidersen eğer Allah'a emanetsin...Malum sınav zamanı!

25 Aralık 2008 Perşembe

fight club

"hepimiz heba oluyoruz... lanet olsun, butun bir nesil benzin pompaliyor, garsonluk yapiyor, yada beyaz yakali kole olmus.. reklamlar yuzunden araba ve kiyafet pesinde.. nefret ettigimiz islerde calisiyor, gereksiz seyler aliyoruz... bizler tarihin ortanca cocuklariyiz.. bir amacimiz yok; ne buyuk savasi ne de buyuk buhrani yasadik.. bizim savasimiz, ruhani bir savas.. ve bunalimimiz kendi hayatlarimiz..."

24 Aralık 2008 Çarşamba

21 Aralık 2008 Pazar

umuda yolculuk...

Aslında maça gitmeye niyetim yoktu daha doğrusu hastalık yüzünden halim yoktu. Gazete almak için dışarı çıktığımda stattan gelen sesler aklımı çeldi gene dayanamadım sarındık şalları, aldık şemsiyeleri istikamet tahta tribün. Bu maç eksiğimiz coktu mahallemizin ağır abileri yoktu. Kankalardan biri dağa taşa tekmil vermekle meşgulken diğeri Samiyen sokakta içmekle meşguldü.
Maçla ilgili anlatacak cok şey yok. Bildiğimiz Burgaz taktiği ileri doğru Erçağa şişirilen toplarla gol aramaya devam.Sahada daha fazlasına izin vermiyodu aslında. Ağır sahada atan galip olacaktı biz attık kazandık. Umut devam ediyor. Haftaya Yalovayı sahasında yenip Gölcüğün puan kaybını bekliyecez.
LÜLEBURGAZ : 2
Oyak Renault :0

Son Nefes


Gerçi son nefeslik birşey bırakmadılar geçen hafta yenilerek ama insan umut olmadan nasıl yaşar...

Saat:13:30

Ben SamiYen'deyim... İlk defa Comche'den bir maç yazısı alacağız.(canı isterse.)


Umut fakirin ekmeği! Ye Mehmet ye...

20 Aralık 2008 Cumartesi

Meslek Ahlakı


Cuma akşamından beri Önder Turacı'nın attığı gol tartışılıyor.Benim şahsi fikrim(ki Galatasaraylı olduğumuzu çokça belli ediyoruz.) kesinlikle Önder'in kasıtlı bir hareketi olduğuna inanmıyorum.Yani problemim golle alakalı değil.Hele ki Aneka'nın attığı ile bunu aynı yere koyanlara çok şaşırıyorum.Neyse benim asıl meselem Önder ile veya attığı gol ile değil. Volkan denen ciğeri beş para etmez insan müsveddesi ile. Tamam profesyonel olabilirsin ama be adam o top içeri girerken arkasından bakıyorsun.Nasıl ve ne hakla itiraz ediyorsun yahu? Bu kadar alçalınabilir? Aslında suç sende değil! Senin gibi bir karaktersizi 100yıllık camianın kalesinde tutanlarda!

19 Aralık 2008 Cuma

Askerden Haber...

Akşam yemeğinden sonra oturuken telefon çaldı.Garip bir numaraydı arayan. İlkden sesini tanıyamadım.Kısılmış sesi 5günde.Burası farklıymış dedi.Comche ne anlattıysa birebir yaşanıyor burda dedi. Bordeaux ile eşleştiğimizi söyledim.Şaşırdı.Havalar bayağı iyiymiş İslahiye'de.Herkese selamı var Volkan'ın...

kalan 150...

18 Aralık 2008 Perşembe

UEFA CUP

Paris Saint Germain - Wolfsburg
Kopenhag - Manchester City
NEC Nijmegen - Hamburg
Sampdoria - Metalist Kharkiv
Braga - Standard Liege
Aston Villa - CSKA Moskova
Lech Poznan - Udinese
Olympiacos - St.Etienne
Fiorentina - Ajax
Aalborg - Deportivo La Coruna
Werder Bremen - Milan
Bordeaux - GALATASARAY
Dinamo Kiev - Valencia
Zenit - Stuttgart
Marsilya - Twente
Shakhtar Donetsk - Tottenham Hotspur

18Şubat-26Şubat tarihlerinde oynanacaktır maçlar.

Vapurla gideceğiz finale Galatasaray...

17 Aralık 2008 Çarşamba

Biletix

Blanka vs Biletix vol5.

Şu ana kadar olan skor;
Blanka:1
Biletix:3

Galatasaray-Beşiktaş maçının biletleri sabah 10:00'da satışa çıkıyor.

Rastgele...

Blanka'dan biletix'e şık bir çalım ve skoru 3-2ye getiriyor...
Pazara Eski Açıktayız efendim.

16 Aralık 2008 Salı

Closer


En son Kütahya dönüşümde, Burgaz'a geçmek için Bakırköy'de buluştuğumuzda vermişti filmi Volkan. Seyretme abi dedi. Daha sonra Kiev-F.Bahçe maçını evde seyrettiğimiz akşam filmin sahibi comche'de izleme dedi.
Ben ne yaptım? Kalktım, o havaalanı bana herşeyi tekrar hatırlatmışken izledim...
O kadar yaşanmışlık var ki o havaalanında! Düşündükçe, oraya adım attıkça farklı bir ruh hali geliyor. Dış hat, iç hat farketmiyor...
Heryer anı dolu...
Ama ben ne yapıyorum kalkıp saçmasapan bir film izleyip Volkan'dan kalan Binboa'yı bitiriyorum, ardına Yaşar çalıyorum.
Filmden alıntı yaparak bitirmek lazım yoksa daha da uzar gider...
Gitmesin artık. Uzamasın.

-Geçmişten nefret ediyorum.Gelecekten nefret ediyorum.Geriye ne kalıyor?

I can't take my eyes over you...

15 Aralık 2008 Pazartesi

Giderken...

Girmem dediğim, gitmem dediğim yere geldim kardeşim senin için. O havaalanına tekrar ayak basmak zordu. Kardeşlerim için olunca bazı zorlukları gözardı ediyorum...
Askerden son bakış diyelim biz bu fotoya...

14 Aralık 2008 Pazar

Adam Olun...

Kendi sahanda Tepecik'i yenince horon tepmeyi biliyorsun da bu hafta bütün rakiplerin kazanırken Orhangazi'ye 2-0yenilmekde neyin nesi...
Ya top oynayın adam gibi ya da gidin kolbastı folklor ekiplerine katılın...

Yazıklar olsun!

Şimdi öğrendiğim kadarıyla maça giden Burgaz taraftarını içeri aldırtmamış sayın başkanımız...

Ama sayın başkan gün gelicek o hesap size dönecek!

13 Aralık 2008 Cumartesi

Ya Hep Ya Hep #3

Saat 13:30
Orhangazi İlçe Stadyumu

Saldır Lüleburgaz...

Kısa Bir Ara

Gitmek... En iyi yaptığım şeylerden biridir. Öyle gidiyoruz da noluyor sanki? Biraz merak biraz boşluk hissi, gittiğin yere alışana kadar sürüncemede yaşam. Hem de bu seferki ne sürünmece. Artık nereye kadar sürünürüz, nerden sonra ayağa kalkar koşarız bilmiyorum? Ama bildğim tek şey önümüzdeki 5 ay yokum. 5 ay dediğn ne ki, göz açıp kapayıncaya kadar geçer! ÖnEmli olan 5 ayın bende bıraktıkları. Her ortama uyum sağladım ya da sağlamaya çalıştım bugüne kadar. Bu kez de sağlarız inşallah...

Vedalara alıştım. Ama bu seferki gidiş veda olmadan başlasın.

Şimdilik şöyle diyelim:

KISA BİR ARA...

Cuma ve ertesi

Çok uzun zamandan beri 10.Bence maçın özeti de budur...

12 Aralık 2008 Cuma

Melekler Korusun

Özge Özprinççi

10 Aralık 2008 Çarşamba

İslahiye


İslahiye, Gaziantep ilinin güneybatısında, 2000 nüfus sayımına göre, 38.600 civarında merkez nufusu olan, geçim kaynağı tarım olan bir ilçedir. İdari bakımdan Gaziantep'in bir ilçesi olması nedeni ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin bir ilçesidir. Fakat Akdeniz Bölgesi'nin doğu ucunda bulunmasından dolayı iklim,bitki örtüsü ve tarımsal faliyetler açısından Akdeniz Bölgesini andırır.

İlçede üzüm festivalleri yapılmaktadır.

Akdeniz Bölgesinin doğu bölümünde, Gaziantep İli’ne bağlı bir ilçe olan İslahiye’nin, doğusunda Merkez ilçe, doğu ve güneydoğusunda Kilis, güney ve güneybatısında Hatay, batısında Osmaniye, kuzey ve kuzeydoğusunda Kahramanmaraş, güneyinde de Suriye bulunmaktadır. Gaziantep’in batı kesiminde yer alan ilçe topraklarının batı ve doğusu engebeli, orta alanları ise düzlüktür. Batısında Nur Dağlarının doğu uzantıları, doğusunda ise, Sof (Kartal) Dağı bulunmaktadır. İslahiye Ovası bu dağların arasında güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda uzanır. Aynı zamanda tektonik kökenli olan bu ova, Kahramanmaraş-Hatay çöküntü alanındadır. Nur ve Sof Dağlarından doğan çok sayıdaki çay ve dereler ovayı suladıktan sonra Asi Nehri’ne katılır. Bu akarsuların en önemlisi Karasu Çayı’dır. Bu çayın üzerine sulama ve taşkınları önlemek amacı ile Tahtaköprü Barajı kurulmuştur. İlçenin doğal bitki örtüsünü makidir.Yüksek yerlerde (HIZIRLI YAYLASI) (hınzırlı yaylası)ormanlık alanlara da rastlanır.

İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 518 m. olup, Gaziantep’e 88 km. uzaklıktadır. Yüzölçümü 1.513 km2, toplam nüfusu ise 80.174’tür.

İklim özellikleri bakımından Akdeniz iklimi ile Karasal iklim arasında geçiş özelliği gösterir. Daha çok Akdeniz ikliminin etkisindedir. Bazı yıllar coğrafi konumu ve sıcaklık etkisiyle kışlar şiddetli geçer. Yazların şiddetli sıcak geçmektedir.

İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca bitkiler, buğday, soğan, şeker pancarı, pamuk, arpa, baklagiller, zeytin, sarımsak, soya fasulyesi, mısır, Antep fıstığı ve üzümdür. Su boylarında sebzecilik yapılmaktadır. İlçenin dağlık kesimlerinde hayvancılık ve ormancılık ön plandadır. Sığır, koyun ve kıl keçisi yetiştirilir. İlçe topraklarında boksit ve dolomit yatakları vardır.

Kırklareli-Gaziantep arası 1337km.dir.

Hayırlısıyla git hayırlısıyla gel kardeşim.

Hey Koca Topçu

Çok karıştırırsak top mop işte sonumuz... Şaka bir yana, önümüzdeki 5 ay 5 gün Islahiye'de bitli piyadeyiz... Gideceğimiz yerin tam açılımı 6.Kolordu 106.Topçu Alayı! Yolu düşenleri bekleriz..

8 Aralık 2008 Pazartesi

Bayram Gelmiş Memleketime

Aslında çok da şık bir foto çekmiştim bu yazı için geçenlerde. Sürekli bir fotoğraf çekme olayına girdiğimden bir bakmışım ki silmişim o fotoyu! Neyse sağlık olsun diyip konumuza dönelim.
Bayram havası yok şu durgunluk yüzünden, ekonomik kriz beklentisi yüzünden. Kimle konuşsanız;bir endişe,düşen suratlar iç çekmeler,gençlere acımalar... Oysa şerbetli bir toplumuz ekonomik krizlere! İnsanlar aynı da değişen ne peki bu seferkinde?Kriz fırsatçılığı dışında değişen bir şey yok bana göre. İlk defa kriz olmadan insanlar işten çıkartılıyor ya da maaşları düşürülüyor. Angarya çalışma koşullarını ortaçağ'dan çekip çıkarıp önümüze getiriyor.
Bu işin ilmini okuduk üstelik. Binlerce de iktisat fakültesi mezunu var bu ülkede. Ama herkesin unuttuğu şeyler var demek ki... Hiç bir büyüme sürekli gitmez. Aynı şekilde düşme de sürekli olmaz. Biz ülke olarak şişrilmiş de olsa büyüdük ama işte bir yerden sonra tıkandık. Bu tıkanmayı aşıcak hiçbir maliye politikası aracı da kullanılmadı. Çünkü İMF buna izin vermezdi! Vermedi de... Uygulanan tek şey, düşük kur yüksek faiz olunca birilerinin yurtdışındaki kriz yüzünden karları azaldığı için hemen olumsuz havalar estirildi. Böyledir memleketim işte cebinde doları olmayan adamın çile çekmemesi anlamsızdır ama çileyi yine o adam çeker! Sonra da bu bayram havası sönük kalır...

Neyse sıkmayalım canımızı gene de... Çıkarız bir yerlerden düzlüğe... Mutlu ve sağlıklı nice bayramlar dilerim herkese...

Çok kafiyeli olmuş be bu temenni :)

İyi Bayramlar


Herkesin bayramı kutlu olsun.

Tahta versus taş

video

7 Aralık 2008 Pazar

Tepecik'i Yendik Güneş Açtı


LÜLEBURGAZ-Tepecik=2-0

Başlık yaratıcı Burgaz taraftarından... (Beşiktaş tribünleri kadar olmasa da Burgaz'da bireysel tribün yaratıclığı baya iyidir.) Yağmurdan dolayı ilk 5 dakikada zemin bitti. Ağır sahada mücadele etmek zor iş ama üstesinden geldik. Bana göre de sezonun en iyi mücadelesini verdiğimiz maçtı. Burgaz çocuğu Tolga'nın ilk kez yedek çıktığı maçta, taktiğimiz 4-3-2-1'di. Blanka'ya oğlum biz Barça mıyız diye sorduğumda bir şeyler söyledi ama anlamadım. Gol atacağımız belli olduğunda 15 dakika geçmişti. Tepecik'in oyuncularında fizik yok. Sıfır! Buraya kadar nasıl geldiklerinin cevabı da sanırım, kendi sahalarının suni çim olması. Erçağ son haftalardaki performansını yine gösterdi ve 2 golü de o attı. Onun attığı goller kadar bugün çok iyi pas alması da maçın başka bir yanı oldu.
Çok kolay sarı kart çıkaran bir hakemin yönettiği maçta, kırmızıyı gören taraf biz olduk. Talha ilk yarının uzatmalarında ikinci sarıdan kırmızıyı gördüğünde eyvah dedik. Ama korkutuğumuz başımıza gelmedi.İkinci yarı oyuna giren Başar çok iyi oynayınca,10 kişi oynamamız sorun olmadı.İkinci gol geldiğinde iş bitti. Ondan sonra çamurlu zeminde kaymalar,atlamalar,sektirmeler... Yorgunluktan bittiğimiz dakikalarda da, Tepecik'in maçı çevirebileceklerine inancı kalmamıştı zaten.
Bir paragrafı da iki stoperimiz Gökhan ve Hakan'a açmak gerek. Sezon başından bu yana çok iyi ikili oluşturdular. Canla başla mücadele de cabası. Topu oyuna sokmada başarılılar. Zaten puan kayıpları yaşadığımız haftalarda ortasahamız yerlerde süründüğünden oldu kötü sonuçlar. Ama bu stoperlerimizle bize karada ölüm yok!
Maçın kaybedeni ise, Lüleburgazspor'un başkanı... Tamam önemli bir galibiyet aldık ama senin ne işin var maç sonu sahanın içinde, topçularla horon tepmekte? Trakya'da horonla sevinerek tarihe geçtik!(Lazut başkanınız olunca böyle oluyor demek ki? O da ayrı bir şey ya, neyse ben bir şey demiyorum.) Yalova'yı yenince de roman havasında göbek attık. Arka arkaya 3 mağlubiyet aldık...
İyi bayramlar...

***

Tribünden inciler:
"Oğuz Sarvan görsün seni!" (Tahta tribünün önündeki yan hakemin verdiği her olumlu karardan sonra...)
Gerisine Blanka devam eder

Ya Hep Ya Hep #2


13:30'da şampiyon olmak için!!!
Herkes aklını başına alsın öyle oynasın!!!

Eklenti: Sabah başlayan ağır yağmur 11.00 itibariyle durdu. Bizim evden bir kalenin önünü görebiliyorum. Zemin berbat! Bu sahada futbol oynamak zor. BLanka ile ben yağmurlu havalarda futbolu severiz. Bunu bir de sahadaki topçulara sormak gerek!

Birazdan Gelmiyorum...

Gelmemek lazım ne erkenden ne geçten. Tierra'nın veda haftasına başladık bugün. Gece gençti,bize açtı! Bizde alkolle o geceyi doyurduk. Tepede bitirdik geceyi.
Miller ne kadar Genuine'dir? Ne kadar Draft'tır?İçine limon koyulmalı mıdır?

hayallerimi bırak...

6 Aralık 2008 Cumartesi

Veda Programı

Saat 16:00 itibariyle Tierra'ya veda programı başlamıştır...
Bütün hafta sürecektir efendim.
Alınacak alkol oranı hakkında kesin bir fikir yoktur!

Neresinden?

Çok zamandır yazmıyordum böyle. Çok zamandır düşünmeden yaşamaya çalışıyordum böyle. O kadar uzun zaman olmuş ki böyle...
Ne dön demeye mecalim var ne döndürmemeye...
Başaramamaktan korkuyorum. İnsana dair, insanlığa dair duygulardan arınmamaya çalışıyorum ve başarıyorum çünkü emin ol, her yazılan yazı sana ait olduğu gibi bu güne kadar kırabildiğim ve kırabileceğim her kalp sana ait olacaktı!
Ben artık ne sana fazladan bir kalp kazandırmanın peşindeyim ne de kazanabileceğim bir kalp peşindeyim...
Sadece ve sadece hak ettiğim tek ÖZGÜR nefesin peşindeyim.


gidemedin,gitmedin bile bile! Acı çektirmeyi isteye isteye...

Issız Adam # 3


Bir filmki; yaşanmışlık garantisi verilen Issız Adam ve bir fiil ki, dünyanın manası üzerine çark ettiği; gitmek.

Bana göre fazla tat vermeyen ilk perdenin ardından ısrarla o içler acısı nihayete koşan son sahnelerin yer yer sessizliklerindeki ahalinin burun çekme yarışı filmin namı kadar etkili olduğunun belgesiydi. Bu denli etki yaratan bir yapıtın teknik detayına inmekte şu an itibariyle edepsizlik olur herhalde.

İçeriğe gelince; yine virgülle devam eden ölümsüz bir aşk hikayesi, ayrılığın bir başka varyantı. O nokta konulamadıktan sonra ölüme sebep vermeyecek şekilde çile çektirecek bir tümör olur insanın beyninde, o dakika itibariyle de kafanı duvarlara vursan nafile…

Ölüme sebeb vermeyecek şekildeydi ya hani, acaba o hissiyatı yaşarken ölmek çokta umrunda mıdır insanın? Gidenin ardından türlü türlü eziyetlerle sürdürülen muallaki bir hayat, acabalar ve keşkelerle dönüp duran alkol tedavileri ! Umrunda olmayan, sanki baştan savma dönen dünya ve sen bunları yaşarken aklının hangi ölü hücresinde kaldın uğruna kendinden geçtiğinin?

Kısacası üzerine çok şey düşünülüp yazılacak cinsten bir film.Zaten bittiğinde de olayı izleyiciye devrediveriyor.Kendisi beş sene sonrasına gün alıyor hayattan ama kim bilir kimin kaçıncı ayına veya senesine denk getiriyor…

5 Aralık 2008 Cuma

Liberta Per Gli Ultras


''Ben holigan değilim, suçlu da değilim sadece bir "ultra"yım"
Santos Mirasierra

Atl. Madrid-Marsilya maçında çıkan olaylardan dolayı 3.5yıl hapis cezası alan Marsilya ultras'ı.

A-R-O-G


Arif:"Sanat baban için değil toplum içindir!"

Ne Zaman Rahatlayacaksın?

Birini arabanın altına soktuğunda rahatlayacaksın herhalde edep yoksunu!!!

Sen şimdi yaptığına gazetecilikte dersin...

Trakya Ateşi Yazmazsa Doğru Değildir(!)


Doğan gurubu izin vermemiş Ciner gurubunda çıkmasına Demirkol'un... O da Ntvsporla anlaşmış... Medyatava yazmış ama benden daha tazen bilgi size... Programın adı "Söz Uçar Yazı Kalır" büyük ihtimal. Ve haftanın olaylarına bakılıp medya eleştirisi yapılacakmış. Versus Fuat Akdağ... Tutar mı bilmiyorum ama hep dediğim gibi Hıncallaşmadığı sürece benim gözümde Demirkol çok iyi bir spor yazarı...
O değil ama Hıncal'ın bu işe yorumunu çok merak ettim şimdi. O değil miydi Ntv koridorlarından Demirkol'u çektiren?

4 Aralık 2008 Perşembe

Hertha Yedek Kulübesinin Akıtan Damı

Lucien Favre'nin her ekrana getirilişinde , tam oturduğu yerin üstündeki damdan(!) yere akan sulara baktım bir de sahada oynanan oyuna... Herta bizim gibi sorunları olan bir takım görüntüsünden başka bir şey değil bana göre... Voronin, Dardai,Kacar bunlar forveti besleyebilen topçular üstelik önlerinde Panteliç var! Bu takım nasıl 65 dakika top oynayamaz? Cevap:Galatasaray ortasahasına Topal geldi! Barış eh işte ama ben Ayhan'ı aradım işin açıkçası. İleri dönük daha isabetli toplar atıyor Ayhan... Şu 65 dakika hadisesi Galatasaray'ın hemen hemen her maçında gözüme çarpıyor. Sanırım bu takım iyi çalışmıyor! Bir şey çıkmayacağı belli olan Herta'yı ininden çıkarıp son dakikalarda sıkıntı yaşanmasının başka bir açıklaması olamaz! Lincoln ve Arda bu ikisi bir arada aynı randımanla oynasalar, değişik maçlar izleriz ama nerde bu ikililer Galatasaray'da? Yıllardır göremiyorum...
Skibbe bana göre gene yamulttu büktü çok afedersiniz sıçtı batırdı. İkinci yarı yorulan takımına müdahalede yine geç kaldı. Topları ezen Baros'un yerine Nonda girdiğinde maçın rengi zaten belli olmuştu. Teknik adam kredisini kim soktuysa Türk futboluna tebrik etmek gerek o kişiyi! Yarınki gazetelerde illa bahsederler bundan...
O da değil de bu Lincoln neden kaptan çıktı? Biri açıklasın bana o pazubandı...

Not:İtalyan kalecilerine işte bundan hastayım! Kacar'ın şutunu kurtarıp oyunu çeviren De Santics... Ben kalecinin zeki çevik aynı zamanda İtalyan olanını severim.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Maçtan Bana Kalanlar


Bol miktarda kalp krizi riski, Lincoln'un güzel futbolu ve kaptanlığı, Parçalı forma, De Sanctis,meşale yanan tribünlerin güzel görüntüsü,Mehmet Topal ve Barış'ın akılalmaz DMC'likleri ve Trt'nin muhteşem reklamları;
Saraylı Ütü Masaları
Forum Özer-Bere,Kaşkol İmalat
Berberoğlu un
Star Çelik Kapı
KaraAli-Çayın Kralı
Penguen-Zeytinyağlı Kavrulmuş Ispanak
ve çocukluğumuzun kesme cam şişeli kolonyası PE-RE-JA.(kafamıza falan dökerlerdi.)

Çok merak ediyorum Trt'ye reklam vermenin maliyeti nedir? Hayır ben bu markaların %90'ını ilk defa duydum.

Maç yazısını Volkan uygun olursa nasılsa yazar da;
Ah be Lincoln sen neden 70.000kişinin önünde hareket yaparsın ki?

2 Aralık 2008 Salı

Steakhouse


Annemin günü olunca akşam yemeğini bir şekilde geçiştireyim dedim.Burger King'in Lüleburgaz için eve servisi başlamış netten. Hazır elimiz değmişken meşhur Steakhouse Burger'i denemek lazımdı.
20dakikaya gelen sipariş ile keyiften keyife koştum. Harikaydı,enfesti,muhteşemdi...
Damağımda sanki lezzet zerrecikleri taklalar attı.(Hep sen mi söyleyeceksin Mehmet Yaşin?)
Kısacası yiyiniz,yediriniz efendim...

UEFA Final 2009

UEFA Kupası Final Biletleri Satış Prosedürü

20 Mayıs 2009'da Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanacak UEFA Kupası Finali biletleri için talep toplama süresi 5 Aralık Cuma günü saat 12.00'de başlayacak ve 23 Ocak 2009 Cuma günü saat 12.00'de sona erecek.

Bilet satın almak isteyen futbolseverler TFF'nin resmi internet sitesi www.tff.org sitesinde yayınlanacak başvuru formunu dolduracaklar.

Türkiye Futbol Federasyonu başvuru yapan kişilere bir e-mail yollayarak bu e-mailin başvuru sahibi tarafından imzalanmasını ve belirtilen faks numarasına fakslanmasını isteyecek.

Faks gönderim işlemiyle birlikte başvuru kesinleşecek.

Başvuru sayısı ayrılan bilet sayısından fazla olduğu takdirde 29 Ocak 2009'da noter huzurunda kura çekilişiyle bilet almaya hak kazanan kişiler belirlenecek.

Bilet ücretleri başvuru formunda belirtilen kredi kartı numarasından bu tarihten sonra çekilecek. Biletler 2 Şubat 2009'daki döviz kuru üzerinden fiyatlandırılacak. Her başvuru için 15 Euro hizmet ve gönderim bedeli alınacak. Bir kişi 2 biletten fazla alamayacak.

4 kategoriye ayrılmış biletlerden 1., 2. ve 3. bilet kategorilerinde Türk seyircilere yer ayrıldı. Ayrıca engelli bölümünde de yer ayrılmış olup yukarıda belirtilen siteden başvuru yapılabilecek.

Biletler 15-24 Nisan 2009 tarihleri arasında kargo vasıtasıyla futbolseverlere gönderilecek.


Final'in bilet fiyatları şöyle:

Kategori 1: 130 Euro
Kategori 2: 100 Euro
Kategori 3: 75 Euro

1 Aralık 2008 Pazartesi

Kader


"30 Yıl Önce Beni Dövmüştünüz"
Cem Dizdar, Kanal 1'de yayınlanan Futbol Merkezi programında, MHK eski Başkanı Bülent Yavuz'un kendisini dövdüğünü açıkladı.

Milliyet gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve spor yazarı Cem Dizdar, Kanal 1'de yayınlanan Futbol Merkezi programında, MHK eski Başkanı Bülent Yavuz'un 12 Eylül sonrası sıkıyönetim döneminde kendisini dövdüğünü açıkladı.

Kanal 1'de Pazar akşamları yayınlanan 'Futbol Merkezi' adlı program iki spor yazarının 28 yıl önce yaşadığı ilginç bir karşılaşmayı ortaya çıkardı. Can Çobanoğlu'nun hazırlayıp sunduğu programa konuk olarak katılan gazeteci Cem Dizdar ile Merkez Hakem Kurulu (MHK) eski Başkanı Bülent Yavuz arasındaki diyalog izleyenlere "Hayat ne garip" dedirtti.

30 Kasım Pazar akşamı yayınlanan programa, Milliyet gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve Fanatik gazetesi spor yazarı Cem Dizdar ve Merkez Hakem Kurulu eski Başkanı Bülent Yavuz konuk olarak katıldı. Programın ilerleyen dakikalarında Fenerbahçe-Beşiktaş maçı hakemi Bünyamin Gezer'in polis olması ve futbolcuların polis olan bir hakeme diğer meslek gruplarından hakemlere oranla daha saygılı yaklaştıkları konuşuldu.

'28 YIL ÖNCE SAMSUN'DA'
Bu nokta üzerine sözü alan Cem Dizdar, bunun bir toplumsal gerçek olduğunu, polis-asker gibi otoriter meslek gruplarının tüm Türk vatandaşları gibi futbolcuları da etkilediğini söyledi.

Kendisinin de hiçbir suç işlemediği halde polis ve askerden korktuğunu söyleyen Dizdar, Bülent Yavuz'a dönüp "Hocam 28 yıl önce Samsun'da görevliydiniz. (Bülent Yavuz o dönem hakemliğe başlamamış ve yüzbaşı rütbesiyle Samsun'da görev yapan bir askerdi.) 12 Eylül dönemi sıkıyönetim zamanıydı. Ben de solculuktan içeri alınmış ve sizinle karşılaşmıştım.
Saçlarım sıfıra vurulmuş halde karşınıza çıkardılar ben;i siz de kroşe mi, direkt mi şimdi tam hatırlayamadığım bir vuruş şekli ile burnuma vurmuştunuz. Burnum kanamıştı ve 15 gün sonra suçsuz bulunup içeriden çıkartılmıştım" dedi.

'BEN KABUL ETMİYORUM'

Bunun üzerine olayı hatırlamadığını söyleyen Bülent Yavuz'a "Çok önemli değil ben hatırlıyorum" diyen Dizdar, konuyu toplumsal etkinin futbolcuya yansıması noktasına getirdi. Dizdar'ın konuşmasını bitirmesinin ardından söz alan Yavuz, "Ben o olayı hatırlamıyorum ve de kabul etmiyorum" deyince Cem Dizdar, "Hocam uzun zaman oldu. Ama ben yediğim dayağı hiç unutmuyorum" diyerek tartışmayı bitirdi.

HAYAT NE GARİP!
28 yıl önce biri lise öğrencisi biri yüzbaşı iki kişi Samsun'da karşılaşırlar. Yüzbaşı dönemin sıkıyönetim şartları içerisinde yüzbaşı 15 yaşındaki lise öğrencisini dövüyor. 30 yıl içinde çocuk döven yüzbaşı önce hakemliğe başlıyor, sonra mesleğinde gelişip MHK Başkanlığı'na kadar yükseliyor. Uzun yıllar MHK Başkanlığı yaptıktan sonra spor yorumcusu oluyor.

O gün o yüzbaşıdan dayak yiyen çocuk ise gazeteci oluyor. Çok önemli bir gazetenin Yazı İşleri Müdürlüğü'ne kadar yükseliyor. Son 4-5 yıldır da spor yazarlığı kimliğini ekliyor gazeteciliğine. Sonra her ikisi de bir TV programında karşılaşıyor. Ve 30 yıl önce yaşanan olay Türkiye'ye mal oluyor.

Tribündergi'den birebir alıntıdır.

Dünyalar Yetmez...


Başka spor dallarına gösterilen ilginin 10da 1ini bile görmeden Dünya Şampiyonu olmak...
Size herşey feda Engelsiz Aslanlar...

Galatasaray Kıtalararası Dünya Şampiyonu...